<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Elveda Ofis &#187; İlham Verenler ve Röportajlar</title>
	<atom:link href="http://elvedaofis.com/category/ilham-verenler-ve-roportajlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://elvedaofis.com</link>
	<description>İstediğin Yerde Yaşa ve Çalış</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Nov 2011 23:17:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Markamızı Oluştururken Online-Offline Ayrımı</title>
		<link>http://elvedaofis.com/2010/12/markamizi-olustururken-online-offline-ayrimi/</link>
		<comments>http://elvedaofis.com/2010/12/markamizi-olustururken-online-offline-ayrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Dec 2010 09:43:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozlemercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat Tarzı, Kişisel ve Ailesel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Verenler ve Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[İş Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel marka]]></category>
		<category><![CDATA[network]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elvedaofis.com/?p=1406</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf tartanpodcast Bir önceki yazıda paylaşmaya başladığım Filipe Carrera röportajının ikinci sorusu da hazır. Kendi işimizi yaparken kimliğimizi, yani kişisel markamızı oluşturma konusunda interneti ve gerçek hayatı dengelemek üzerine sordum. Soru 2: Genelde şöyle düşünüyoruz: Ya sürekli internette olmalı, ya da sürekli offline kalmalıyız. Şu anda internette sosyal iş ağları var, bunları sürekli kullanırken sanki...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/online_offline.jpg"><img src="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/online_offline.jpg" alt="" title="online_offline" width="500" height="341" class="alignnone size-full wp-image-1407" /></a></p>
<p><small><em>Fotoğraf <a href="http://www.flickr.com/photos/tartanpodcast/4789948620/">tartanpodcast</a></em> </small></p>
<p>Bir önceki yazıda paylaşmaya başladığım Filipe Carrera röportajının ikinci sorusu da hazır. Kendi işimizi yaparken kimliğimizi, yani kişisel markamızı oluşturma konusunda interneti ve gerçek hayatı dengelemek üzerine sordum. </p>
<p><br/></p>
<p><strong>Soru 2: Genelde şöyle düşünüyoruz: Ya sürekli internette olmalı, ya da sürekli offline kalmalıyız. Şu anda internette sosyal iş ağları var, bunları sürekli kullanırken sanki gerçek hayatı reddediyoruz gibi bir düşünce oluyor. Veya tam tersi eğer gerçek hayatta (offline) bağlantı kurmakta başarılıysak, hayatımıza yeni yeni giren internette var olmayı reddediyoruz. Bu ikisini nasıl birleştiririz?</strong><span id="more-1406"></span></p>
<p><object width="640" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/hlt_0h-dwmE?fs=1&amp;hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/hlt_0h-dwmE?fs=1&amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="385"></embed></object></p>
<p><br/></p>
<h3>VİDEO ÖZETİ</h3>
<ul>
<li><strong>Filipe&#8217;ye göre; bir ayrım yapmamalıyız, yani online veya offline diye bir şey yok.</strong> Bu kavramları bu şekilde farklı olarak kullanan son jenerasyon büyük ihtimalle biz olacağız. Bu ayrımı tamamen unutmamız gerekiyor.</li>
</ul>
<ul>
<li>İnternette çeşitli bağlantılar kuruyoruz ve bu bağlantıları gerçek hayatta geliştiriyoruz. Veya tam tersi gerçek hayatta bağlantılar kuruyoruz ve bunları internette geliştiriyoruz. <strong>Bu ikisinin doğal bir şekilde birlikte yürümesi gerekiyor.</strong> İnternette bir şekilde davranıp gerçek hayatta bambaşka davranışlarda bulunamayız. Böyle yapanlar dışarıya tamamen yanlış bir imaj verirler, biraz şizofrenik bir durum olur. </li>
</ul>
<ul>
<li>Örneğin internette çok profesyonel davranan bir işadamıyla tanıştınız ve evine yemeğe gittiniz. Ancak tam yemeğin ortasında bu kişi birden karısına bağırmaya ve onu aşağılamaya başladı. Size itici gelmez mi? Bu doğal bir durum değil diye düşünürsünüz. Dünyayı ve bağlantılarımızı online &#8211; offline diye ayırmamak gerekiyor. <strong>Yaptığımız her davranışın birbiriyle uyum içinde olması önemli, internette veya gerçek hayatta yaptığımız her hareket bizi aynı şekilde anlatmalı.</strong></li>
</ul>
<p><br/></p>
<p><strong>Sırada üçüncü video var, takipte kalın. Bu arada görüşlerinizi ve yorumlarınızı göndermeyi de unutmayın. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elvedaofis.com/2010/12/markamizi-olustururken-online-offline-ayrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yurtdışında İş Yapmak ve Networking</title>
		<link>http://elvedaofis.com/2010/12/yurtdisinda-is-yapmak-ve-networking/</link>
		<comments>http://elvedaofis.com/2010/12/yurtdisinda-is-yapmak-ve-networking/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 09:49:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozlemercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başlangıç]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Verenler ve Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[İş Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[freelance]]></category>
		<category><![CDATA[kendi işini yapma]]></category>
		<category><![CDATA[networking]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yurtdışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elvedaofis.com/?p=1392</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf Express Monorail Geçen yazıda bahsettiğim networking eğitmeni Filipe Carrera ile kısa bir röportaj yapma fırsatım da oldu. Görüntü kalitesi bulunduğumuz ortamdan dolayı pek iyi olmasa da, uluslararası işler yapmak ve yerden bağımsız çalışmakla ilgili çok değerli görüşlerini benimle paylaştı. Soruları teker teker yayınlayacağım. Uzun tek bir röportaj yerine, her gün bir soru-cevap şeklinde olması,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/network.jpg"><img src="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/network.jpg" alt="" title="network" width="500" height="300" class="alignnone size-full wp-image-1393" /></a></p>
<p><small>Fotoğraf <a href="http://www.flickr.com/photos/expressmonorail/3043760419/">Express Monorail</a></small></p>
<p>Geçen yazıda bahsettiğim networking eğitmeni Filipe Carrera ile kısa bir röportaj yapma fırsatım da oldu. Görüntü kalitesi bulunduğumuz ortamdan dolayı pek iyi olmasa da, uluslararası işler yapmak ve yerden bağımsız çalışmakla ilgili çok değerli görüşlerini benimle paylaştı. </p>
<p>Soruları teker teker yayınlayacağım. Uzun tek bir röportaj yerine, her gün bir soru-cevap şeklinde olması, takip etmek açısından daha kolay olacak diye düşünüyorum. İlk soruyu ve cevabını aşağıda izleyebilirsiniz. Bu arada bu da Elveda Ofis’e koyduğum ilk video olarak tarihe geçmiş oldu ☺<span id="more-1392"></span></p>
<p>Alt yazı koyamadım, ama videodan sonra genel bir özet yazdım. Umarım ileriki günlerde bu konulardaki becerilerimi de artırıp, sizlere daha güzel videolar sunabileceğim. Bu konuya gelmişken, Elveda Ofis&#8217;in YouTube kanalını takip etmek için <a href="http://www.youtube.com/user/ElvedaOfis">buradaki</a> linki kullanabilirsiniz.. </p>
<p><br/><br />
<strong>Soru 1: Elveda Ofis okuyucuları genelde tek kişilik girişim sahipleri ve freelance çalışanlardan oluşuyor. Bu tip çalışanların yurtdışına açılabilmeleri, uluslararası alanda iş yapabilmeleri sence nasıl gerçekleşir?</strong></p>
<p><object width="640" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/zHGnXpOMYLU?fs=1&amp;hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/zHGnXpOMYLU?fs=1&amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="385"></embed></object></p>
<p><br/></p>
<h3>VİDEO ÖZETİ</h3>
<ul>
<li>Filipe&#8217;ye göre <strong>yurtdışında iş yapmak için gereken en temel özellik size güven duyulmasını sağlamak.</strong> Size ve işinize güven duyulmasını sağlayabilirseniz, yurtdışında başarılı olabilirsiniz. Bu güveni internette yarattığınız profil ve blog, sosyal medya gibi yerlerde verdiğinizi mesajlar ile oluşturabilirsiniz. Bu konuda Elveda Ofis&#8217;ten ilgili bir yazı şurada: <a href="http://elvedaofis.com/2010/09/guclu-bir-baslangic-icin-iyi-bir-internet-yazari-olmak/">İyi Bir İnternet Yazarı Olmak</a>
</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>İkinci adım ise yanlız kovboy gibi tek başına dolaşarak iş almayı ummak değil, çeşitli networklere üye olarak iş yapılabilecek kitleyi tanımak.</strong> Uluslararası organizasyonlar, birlikler, ticaret odaları yurtdışındaki ağımızı genişletmemiz için ilk adım olabilirler. Yurtdışında iş yapmak için hedef ülkelerimizi seçip buralardaki profesyonel iş ağlarına veya ticaret odalarına (Türk Alman Ticaret Odası gibi) üye olarak, başka iş yollarını keşfedebiliriz. </li>
</ul>
<ul>
<li>Yurtdışında iş yapmak artık zor değil. Hatta <strong>Filipe’ye göre bir kaç yıl içinde online-offline diye kelimeler de kullanmayacağız.</strong> Her şey birbirine o kadar geçmiş olacak ki, böyle bir ayrım gereksiz kalacak. Dünyadaki herkes internet ve normal hayatı birleştirmiş olacak. Eğer 15 yaşlarında kardeşiniz veya kuzeniniz varsa, bunu daha kolay anlarsınız. </li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Yakında yerel ve uluslararası diye kavramlar da olmayacak, çünkü tüm işler global hale gelecek, tüm iş sahipleri global anlamda rekabet etmeye başlayacak.</strong> Yerel kalmayı seçseniz dahi, şartlar sizi uluslararası rekabete zorlayacak. Bu durumda arkada kalmamak için bugünden uluslararası iş yapmaya ve kültürler arası iletişimi öğrenmeye başlamalıyız. JCI ve XING gibi uluslararası ağlara aktif olarak katılarak dünya çapında çok değerli kişilere ulaşabilirsiniz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Filipe Carrera hakkında detaylı bilgiye kendi web sitesinden ulaşabilirsiniz: <a href="http://www.filipecarrera.com/">http://www.filipecarrera.com/</a></li>
</ul>
<h3>EKLERİM</h3>
<p>Eğer sıradışı bir iş yapmak istiyorsanız, kendinizi öne atmaktan çekinmeyin. Tüm başarılı işlerin kaynağı iyi bir network yaratmaktan geçiyor. Sağlam bir altyapınız varsa, karşınıza çıkan fırsatları kolayca yakalayabilirsiniz. Bu fırsatların karşınıza çıkma sıklığı da ağınızı ne kadar iyi kullandığınıza bağlı. </p>
<p>Başarı hikayelerinin hepsinin bir yerinde mutlaka “sihirli bir an geldi ve fırsat karşıma çıkıverdi” kelimelerini duyarız. İşte o sihirli anın gelişi aslında çok önceden bellidir. Başarılı insanlar bilerek veya bilmeden kendilerini yukarıya taşıyacak sağlam ilişkiler, yani ağlar kurmuşlardır ve bu ağlar zamanı geldiğinde sihirli bir şekilde kendilerine yardım eder. </p>
<p>Hiç konfor alanında çıkmamış ve sıradışı bir başarı elde etmiş birini duydunuz mu? </p>
<p><strong>Son not:</strong> Bundan önce yazdığım yazıdaki &#8220;konfor alanı&#8221; ile ilgili bir örnek: Aklıma ünlü golfçü Tiger Woods ile çekilen American Express kartı reklamı geldi. Woods sıcacık ve rahat evi yanı başında dururken, sağanak yağmur altında bahçedeki golf antremanına devam ediyordu. İşte konfor alanının dışında olmak böyle bir şey. Adını duymadığımız golfçüler belli ki şömine başındaki rahat koltuklarında oturmayı seçmişler ☺</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elvedaofis.com/2010/12/yurtdisinda-is-yapmak-ve-networking/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çizgi Dışı Bir Girişimcilik Hikayesi: Silk &amp; Cashmere</title>
		<link>http://elvedaofis.com/2010/11/cizgi-disi-bir-girisimcilik-hikayesi-silk-cashmere/</link>
		<comments>http://elvedaofis.com/2010/11/cizgi-disi-bir-girisimcilik-hikayesi-silk-cashmere/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 19:33:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozlemercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlham Verenler ve Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[İş Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşen Zamanpur]]></category>
		<category><![CDATA[iş fikri]]></category>
		<category><![CDATA[JCI]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kendi işini yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[Silk & Cashmere]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elvedaofis.com/?p=1368</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf howardignatius Geçen yazıda bahsettiğim toplantılardan ikincisi JCI İstanbul şubesi tarafından düzenlenen “Çizgi Dışı Kariyer Hikayeleri” konulu toplantıydı. Konuk konuşmacı ise Silk&#038;Cashmere markasının yaratıcısı Ayşen Zamanpur’du. Ayşen Hanım anlatırken ben de hızla not aldım. İşte oldukça ilham verici bir girişimcilik hikayesi: TEMELLER Ayşen Hanım konuşmasına şöyle başladı: “Bu toplantıda benden tek bir cümle söylemem istense...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/sira_disi_kariyer.jpg"><img src="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/sira_disi_kariyer.jpg" alt="" title="sira_disi_kariyer" width="500" height="299" class="alignnone size-full wp-image-1371" /></a></p>
<p><small>Fotoğraf <a href="http://www.flickr.com/photos/howardignatius/4265240932/">howardignatius</a></small></p>
<p><br/></p>
<p>Geçen yazıda bahsettiğim  toplantılardan ikincisi JCI İstanbul şubesi tarafından düzenlenen <strong> “Çizgi Dışı Kariyer Hikayeleri”</strong> konulu toplantıydı.  <strong>Konuk konuşmacı ise Silk&#038;Cashmere markasının yaratıcısı Ayşen Zamanpur’du.</strong> Ayşen Hanım anlatırken ben de hızla not aldım. İşte oldukça ilham verici bir girişimcilik hikayesi:</p>
<p><br/></p>
<h2>TEMELLER</h2>
<p>Ayşen Hanım konuşmasına şöyle başladı: <strong>“Bu toplantıda benden tek bir cümle söylemem istense “Risk almadan başarı olmaz” derdim. Ortada sağlam bir hedef, plan varsa yolunuza kimse çıkamaz. Kimseyi kafaya takmayın. Sağlık dışında hiç bir neden sizi yapacağınız işten alı koyamaz.”</strong><span id="more-1368"></span></p>
<p><strong>“Başarılı insanlara karşı diğer insanların bir mesafesi oluşur. Sanki başarılı olmak için belli bir özellik gerekir gibi bir düşünce olur. Ama hiç de öyle değil. Ben normal bir aileden gelen, üniversiteyi bitirmiş bir insanım. Başarılı insanlar, özel yeteneklere sahip değiller, sadece doğru bir fikir bulup bunu geliştirmeyi bilmişlerdir. ”</strong></p>
<p>Ayşen Zamanpur, üniversiteyi bitirdikten sonra Şişecam’da işe girmiş ve 5,5 yıl burada çalışmış. Planlama bölümünde fizibilite çalışmaları ve ekonomik araştırmalar yapmış. İşe girdiği zaman 21,5 yaşındaymış ve şirketin en genci, en çömeziymiş. İş hayatının tüm yönlerini Şişecam’da öğrenmiş. Fotokopi çekmekten, toplantı kültürüne, çalışanlar arası çatışmalardan yöneticiyle konuşmaya kadar tüm bilgileri burada almış. </p>
<p>Ayşen Hanım <strong>“Gerçek hayatta olmak için üniversite bilgisi işe yaramıyor, insan çalışarak öğreniyor.”</strong> diyor. </p>
<p>Bu 5,5 yıldan sonra artık aynı işleri tekrar tekrar yapma olayını bitirmeye karar vermiş. Bir ofiste çalışmanın kendisine uygun olmadığın anlamış ve kendi yapabileceği işleri düşünmeye başlamış. (Bir yerden tanıdık geliyor mu? ☺ ) </p>
<p><br/></p>
<h2>KENDİ İŞİNE BAŞLAMA ZAMANI</h2>
<p>Avrupa’da ve Amerika’daki alışveriş merkezlerini düşünmüş. Daha o zamanlar Türkiye’de bu tip merkezler yaygın değildi. Ayşen Hanım’a bir çok markanın bir arada olduğu, hem eğlenceli hem de yemek yenebilen bu merkezler çok mantıklı geliyormuş, ancak bir alışveriş merkezi açmak – soyadınız Koç veya Sabancı değilse – hiç kolay değil tabii. </p>
<p>Bu arada arka plan olarak Ayşen Hanım’ın ailesi normal orta halli bir aile. Yani yeni bir iş kurmak için büyük sermayeler vs. sağlayabilecek durumları yok. Ne yaparsa kendi çabasıyla olacak.</p>
<p>O da alışveriş merkezi açamayacağı için, alışveriş merkezinin içinde bir dükkan açmakla işe başlamaya karar vermiş. Ve o zamanlar daha çok yeni olan Galleria’da bir Benetton mağazası açmış. (Benim yaşımda olanlar Galleria’nın ilk zamanlarını hatırlarlar. İstanbul’un tek alışveriş merkeziydi, içinde Fame City de vardı, oynadığımız oyunlardan küçük kartlar biriktirirdik ve bunlarla oyuncak vs. alırdık ☺ )</p>
<p>Bu mağazaya tüm enerjisini verince, mağaza tüm dünyadaki 7.500 şubeleri içinde 1. sıraya yükselmiş.  Bundan sonra da 8 tane daha Benetton açmış. Bu işe de 5,5 yılını vermiş. O zaman kendi deyimiyle <strong>“Girişimci bir ruha sahip olduğunun henüz farkında değil.”</strong>.</p>
<p>Benetton’la geçen 5,5 yıl sonunda, bir eksiklik hissediyor Ayşen Hanım. Evet çok başarılı mağazaları var, iyi de kazanıyor ama işin içine kendinden bir şeyler katamıyor. Sadece alma – satma var, yaratıcılık veya iş geliştirme adına pek bir şey yapamıyor. Bu <strong>“benim kattığım bir şey olmalı”</strong> düşüncesinin sonradan <strong>“girişimcilik ruhu”</strong> olduğunu öğreniyor ☺.</p>
<p><br/></p>
<h2>YENİ FİKİR ÜRETMEK</h2>
<p>Ve yine değişik bir fikir arayışına giriyor. <strong>“Fikir çok önemli. Doğru fikrin önünde hiç bir şey durmuyor. Ama projelendirmek çok önemli.”</strong> diyor Ayşen Hanım ve şunu da ekliyor: <strong>“Bir şeyi çok yürekten isteyince, evrendeki birşeyler, belki ‘kozmos’ yardım ediyor insana.”</strong></p>
<p>Yapabileceği yeni bir iş ararken şunları düşünüyor:</p>
<ul>
<li>Annesine küçükken Almanya’dan gelen kaşmir bir kazak varmış. Ayşen Hanım bu kazağa dokunmayı çok severmiş.</li>
</ul>
<ul>
<li>Eşi o zaman Çin’le iş yapıyormuş.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kaşmir ile ilgili düşünürken, anavatanının Çin olduğunu öğrenmiş ve eşinin de orayla olan bağlantıları sayesinde “Bir kaşmir markası yapabilir miyiz?” diye sormuş kendine.</li>
</ul>
<ul>
<li>Eşiyle birlikte Çin’e gitmeye karar vermiş. <strong>“Herkes halı – kilim peşindeyken, ben ağıllarda koyun peşindeydim.”</strong> diye anlatıyor Ayşen Hanım. Kaşmir sadece Çin’in bazı bölgelerinde yetişen keçilerden elde edilen bir tür özel yün. Bu keçiler Avrupa’da veya dünyanın başka bir yerinde aynı kalitede kaşmir üretmiyorlar, yani kaşmir tamamen Çin’e özgü bir yün cinsi ve oradan almak zorunlu.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kışın kaşmir, yazın da ipek satarız diye planlamaya başlamış. İpeğin de anavatanı Çin olduğu için oradan getirip satmayı düşünmüş.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bu fikirden sonra arkadaşlarıyla Çin’de gitmediği yer, görmediği keçi kalmamış. <strong>“O zamanlarda Çin dünyaya açık değildi. Hatta ben, oradaki halkın gördüğü ilk yuvarlak gözlü – çekik gözlü olmayan – insandım. Sürekli benimle fotoğraf çektirmek isterlerdi.”</strong> diyor ☺.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bu arada evde 1 ve 4 yaşlarında iki çocuğu var. Şu anda baktığında o arada 3. çocuğu yapmadığına üzülüyor ☺. Özel hayatını sorduğumuzda eşinin kendisini çok desteklediğini söylüyor. Hatta <strong>“Onun desteği olmasaydı, yaptıklarım mümkün olmazdı.”</strong> diyor. Kendisi sürekli Çin’e gidip gelirken çocuklarla eşi ve yakın akrabaları ilgileniyor. Burada olduğu zamanlar da, tüm dikkatini onlara veriyor. Bir hafta Çin’de kaldıysa, döndüğünde 5 gününü çocuklarıyla geçiriyor, böylece herkese gerekli zamanı ayırmış oluyor.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bu sıralarda Çin de ticari anlamda açılmaya başlıyor ve Çinlilerin paraya ihtiyaçları var. Kaşmiri nasıl alırız diye düşünürken, bakıyorlar ki Çinlilere para vermek gerekecek. Ancak bu şekilde istedikleri miktarda kaşmiri ürettirebilecekler.</li>
</ul>
<p><br/></p>
<h2>RİSK ALMAK</h2>
<p>Ayşen Hanım hemen kararını verip Türkiye’ye dönüyor 8 tane Benetton mağazasını elden çıkartıyor. Hem de hiç pazarlık etmeden, kim ne fiyat verirse devrediyor. Bu kendi söylediğine ve herkesin de anlayabileceğine göre çok büyük bir RİSK aslında, çünkü geri dönebilecek başka bir sermayesi yok. </p>
<p>O zaman 8 mağaza 2,5 milyon dolar ediyor. Fizibilite çalışması yapıyor, Çin’dekilere işin nasıl olacağını anlatıyor. </p>
<p>Ve elindeki parayla Çin’de yatırımını yapıyor. Kendisi için kaşmir ürettirmeye başlıyor. </p>
<p><br/></p>
<h2>GELİŞME DÖNEMİ</h2>
<p>Tabii fikir bulununca ve iş kurulunca hikaye bitmiyor. Asıl çalışma bundan sonra başlıyor. Çekirdek kadro 3 kişiyken, 6 kişiye çıkıyor. </p>
<p>Henüz satış yok, sadece kuruluş aşamasındalar. </p>
<ul>
<li>Marka nasıl yaratılır diye yurtdışında araştırma yapıyorlar, seminerlere toplantılara katılıyorlar.</li>
</ul>
<ul>
<li>Marka üzerinde çok çalıştıktan sonra nihayet ilk denemeyi İsviçre – Zürih’te yapıyorlar. Henüz fikrin tutup tumayacağına bakıyorlar.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bu ilk mağaza çok başarılı oluyor ve fikrin doğru olduğu ispatlanıyor. Fiyatıyla, kalitesiyle ve mağazanın yeri ile herşeyi doğru yaptıklarını anlıyorlar.</li>
</ul>
<ul>
<li>Şu anda Berlin, New York ve dünyanın bir çok şehrinde 101 adet mağazaları var.</li>
</ul>
<ul>
<li>Dünya üzerinde bu fikir çok az uygulamaya konmuş. Sadece kaşmir üretip satan şirket sayısı 40&#8242;ı geçmiyor. Türkiye&#8217;de ise başka bir marka yok. Ayşen Hanım hala ikinci bir markanın çıkmamış olmasını çok ilginç buluyor. </li>
</ul>
<ul>
<li>Mağazalarda kışın kaşmir, yazın ipek satılıyor. Bu iki ürün dışında bir de bahar aylarında satılacak bir ürün çeşidi oluşturmak istiyorlar. Ar – Ge çalışmaları yaparken, – kendisinin deyimiyle ‘kozmos’un da yardımıyla ortaya “Kaşipek” çıkıyor.  Bu ürünü de Çin’de geliştiriyorlar.</li>
</ul>
<p>Ayşen Hanım ‘kozmos’ yardımını şöyle açıklıyor: <strong>“Yalan söylemediğin zaman, proje iyiyse, ekip sağlamsa, inanıyorsan insanlar e fırsatlar sana geliyor.”</strong></p>
<p><br/></p>
<h2>ŞU ANDA…</h2>
<p>Silk&#038;Cashmere bugün kalite ile birlikte anılan bir marka. Ayşen Hanım sürekli işin başında, mağazalara gidiyor, personel ile konuşuyor, daha fazla ne yapılabilir diye düşünüyor. </p>
<ul>
<li>Kaliteye çok önem veriyorlar. Tüm Silk&#038;Cashmere mağazalarında çalışan elemanlar haftada 3 saat eğitim alıyorlar. Gizli müşteri programları uygulanıyor. Bu konuda çok titiz davranıyorlar.</li>
</ul>
<ul>
<li>KKM “Kaşmir Kalitesinde Mağazacılık” adını verdikleri ve 18 maddeden oluşan kurallar listesi var. Bunu tüm dünyada uyguluyorlar.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kurumsallaşma konusundaki çalışmaları da devam ediyor.</li>
</ul>
<p><br/></p>
<h2>ALINACAK DERSLER</h2>
<p>Ayşen Hanım kendi hikayesini bitirince bir çok soru soruldu. Genel olarak verdiği mesajlar şunlardı:</p>
<ul>
<li>Hiç bir zaman “Neden ben?” demeyin. “Neden ben değil?” deyin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Herkesin başkalarından farklı bir yönü var. Diğer insanların bizi eleştirdikleri yönlerimiz aslında bizi farklılaştırır ve bu yönlerimiz fark edip geliştirirsek, başarı hikayeleri yaratabiliriz. Başarı hikayelerine baktığımızda aslında kişilerin en fazla öne çıkan özellikleri herkesin eleştirdiği özelliklerdir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Hiç bir şekilde hiç kimsenin diğerlerinden üstün olduğunu düşünmeyin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Herkesin başarısız olduğu bazı şeyler vardır. Bunları düzeltmek yerine, farklılıklarınızı ortaya çıkartmaya çalışın.</li>
</ul>
<p><br/></p>
<h2>EKLEMEK İSTEDİKLERİM</h2>
<p>Ayşen Hanım’ın hikayesi beni çok etkiledi. Normal bir çalışanken, kendi işini yapmaya başlaması, bunun da yetmeyip kendi yaratıcılığını ortaya koyması ve bir dünya markası haline gelmesi, hepimizin hayallerini süsleyen şeyler. </p>
<p>Buradan alabileceğimiz en önemli şey bence şu: <strong>Kendine inanmak, projeye inanmak, planlı olmak, sağlam adımlarla ilerlemek küçük büyük her girişimcinin ortak özelliği. </strong></p>
<p>Bunların yanı sıra iş hayatında maaşlı bir eleman olarak çalışırken öğrenilenler, daha sonra çok işe yarıyor. <strong>Yeni mezunlara sürekli “önce bir işte çalışın, yol yordam öğrenin” diye tavsiyeler vermemin nedeni de bu aslında.</strong> Önce temeli yapıp, sonra üzerinde kendimizden bir şeyler koymak, yapacağımız işi garanti altına alıyor. </p>
<p>Yine Ayşen Hanım’ın ilk söylediği cümle ile yazıyı bitirmek istiyorum:</p>
<p><strong>&#8220;RİSK ALMADAN BAŞARI OLMAZ&#8221; </strong></p>
<p><br/><br />
<br/></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elvedaofis.com/2010/11/cizgi-disi-bir-girisimcilik-hikayesi-silk-cashmere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlham Verici Röportajlar 7: Silikon Vadisinde Yazar ve Girişimci</title>
		<link>http://elvedaofis.com/2010/10/ilham-verici-roportajlar-7-silikon-vadisinde-yazar-ve-girisimci/</link>
		<comments>http://elvedaofis.com/2010/10/ilham-verici-roportajlar-7-silikon-vadisinde-yazar-ve-girisimci/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Oct 2010 03:16:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozlemercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Haberler ve Güncellemeler]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Verenler ve Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[İş Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[kendi işini kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[Silikon Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[webrazzi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elvedaofis.com/?p=1170</guid>
		<description><![CDATA[Geçen haftalarda Kaş&#8217;ta yaşayıp Amerika ile iş yapan Veli Bey ile röportaj yapmıştık, şimdi de bunun tam tersi bir şekilde Amerika&#8217;da yaşayıp Türkiye ile çalışan birinin hikayesini okuyacağız. Uzaklardan, Amerika Silikon Vadisi&#8217;nden ilham verici bir konuğumuz var: Reyhan Çepik. Reyhan ile İstanbul&#8217;dan tanışıyoruz. İki yıl önce ikimizin çalıştığı firmalar ortak işler yapıyordu. Sonra ben ayrıldım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/2010/10/elveda_ofis_foto.jpg" alt="elveda_ofis_foto" title="elveda_ofis_foto" width="500" height="302" class="alignnone size-full wp-image-1171" /></p>
<p>Geçen haftalarda Kaş&#8217;ta yaşayıp Amerika ile iş yapan Veli Bey ile röportaj yapmıştık, şimdi de bunun tam tersi bir şekilde Amerika&#8217;da yaşayıp Türkiye ile çalışan birinin hikayesini okuyacağız. <strong>Uzaklardan, Amerika Silikon Vadisi&#8217;nden ilham verici bir konuğumuz var: Reyhan Çepik.</strong></p>
<p>Reyhan ile İstanbul&#8217;dan tanışıyoruz. İki yıl önce ikimizin çalıştığı firmalar ortak işler yapıyordu. Sonra ben ayrıldım ve şimdiki hayatıma başladım. Meğer aynı süreçte Reyhan da İstanbul&#8217;daki işinden ayrılıp kendi hayallerinin peşine düşmüş. Geçtiğimiz ay tekrar iletişime geçtik ve bana kendi hayatını nasıl değiştirdiğinden bahsetti. <strong>Gerçekten benim de tam hedeflediğim gibi bir hayat yaratmış. Yurtdışına gitmiş, kendi işini kurmuş ve yerden bağımsız bir çalışma şekli var.</strong></p>
<p>Detayları kendisini dinleyelim:<span id="more-1170"></span></p>
<p><br/></p>
<h3>VADİDEKİ REYHAN</h3>
<p><strong>- Merhaba Reyhan, şu anda yaptığın işlerden ve yürüttüğün projelerden bahseder misin?</strong></p>
<p>Şu sıralar Türkiye grup satın alma pazarına yönelik projemiz olan <a href="http://www.firsatbufirsat.com/aktif-firsatlar/41/istanbul.html">Fırsat Bu Fırsat</a> üzerinde çalışıyorum. Fırsat Bu Fırsat olarak grup satın alma şirketlerinin düzenlediği eğlence mekanlarından, restoranlara, sağlık merkezlerinden, spor ve güzellik hizmetlerine kadar onlarca fırsatı tek bir sayfada göstererek, kullanıcılarımızın hayatlarını kolaylaştırıyoruz. <strong>Geçtiğimiz haftalarda da Yonja Medya ile bir iş ortaklığına imza attık.</strong> Bu ortaklıkla beraber Fırsat Bu Fırsat’ı daha geniş kitlelere duyurmayı ve sunduğumuz hizmet alanlarını genişletmeyi planlıyoruz.</p>
<p>Ayrıca <strong>Türkiye’nin en büyük Web 2.0 bloğu olan <a href="http://www.webrazzi.com/author/reyhan/">Webrazzi</a>’nin Silikon Vadisi yazarı olarak çalışıyorum</strong>. Silikon Vadisi’nde gerçekleşen etkinliklere katılarak gündemi yakından takip ediyorum. <strong>Bununla beraber Türkiye’de henüz keşfedilmemiş iş modellerini tanıtarak, girişimcilere örnek olmasını sağlamaya çalışıyorum.</strong> Bu yaptığım çalışmaların en zevkli kısmı, Silikon Vadisi’nde başarılı projelere imza atmış profesyonellerle yaptığım röportajlar oluyor. Onların ağzından hayat ve başarı hikayelerini dinlemek, aynı heyecanla Türkiye’de bulunan genç arkadaşlarımla paylaşmak gerçekten çok keyif verici.</p>
<p>Bahsettiğim bu iki iş Türkiye’ye yönelik olan ve iş akışımı tamamen internet üzerinden takip ettiğim işler. Bu nedenle mekandan bağımsız olarak çalışıyorum.</p>
<p>Türkiye’ye yönelik işlerimin dışında, Silikon Vadisi’nde bulunan bir şirkette proje bazlı çalışıyorum.</p>
<p><br/><br />
<strong>- İşlerini hangi yollardan buluyorsun? İş fikirlerini bulman nasıl gerçekleşti?</strong></p>
<p>Genelde işlerimi daha önce çalıştığım projelerden kurduğum ağlardan ve referanslarla buluyorum. <strong>İş fikirlerimi, içinde bulunduğum sektörü yakından takip ederek, sektörün bugününü ve yarını görerek buluyorum. Sektörün gelişmesi ortada varolan ihtiyaçlarla şekilleniyor.</strong> Bu doğrultuda algılarımı sürekli açık tutuyorum. Düzenli olarak sektörel yayın yapan blogları, yeni çıkan iş kitaplarını ve konferansları takip ediyorum.</p>
<p><br/></p>
<h3>Karar Aşaması</h3>
<p><strong>- Biraz daha önce Türkiye&#8217;de yaptıklarından, geçmiş deneyimlerinden bahseder misin?</strong></p>
<p>İlk olarak ADG Fuarcılık’ta iş hayatına atıldım. ADG Fuarcılık ile birlikte, ilkini Atatürk’ün Avrupa’ya düzenlediği, Dünya’nın ilk Yüzen Gemi Fuarı olan Seyr-i Sefer’in ikincisini Karadeniz ülkelerine düzenledik. Bu proje başta olmak üzere şirketin diğer projelerinde kurumsal iletişim, medya ve sponsor ilişkileri sorumlusu olarak çalıştım. Daha sonra Pr Aktif iletişim Ajansı’nda bir çok bilişim markasına iletişim danışmanlığı yaptım.</p>
<p>Amerika’ya gelmeden önce Turkcell’in saha operasyon ajanslarından bir tanesi olan PiKare Tanıtım ajansında, Turkcell’in MNT ( Mobil Numara Taşıma) üzerine proje bazlı çalıştım.</p>
<p><br/><br />
<strong>- Seni böyle bir hayat yaşamaya iten ve sonrasında bu hayatını destekleyen olaylar nelerdi?</strong></p>
<p>Türkiye’deyken çok yoğun bir çalışma hayatım vardı. Her gün Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçiyordum ve geç saatlere kadar çalışıyordum. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerimin de eklenmesiyle hayatım sadece iş odaklı olmuştu. Zaman zaman haftasonları dahi çalışıyordum. İş yoğunluğundan dolayı herhangi bir kursa, yada konferansa gidecek vaktim olmuyordu. Bu durum belli bir süreden sonra hem fiziksel, hem de psikolojik olarak yordu beni. Ben de elveda ofis durumunu biraz abartıp elveda ülkem olayına çevirdim. <img src='http://elvedaofis.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Sektörümle yakından ilgisi olduğu için Kaliforniya, Silikon Vadisi’ne geldim.</p>
<p><br/><br />
<img src="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/2010/10/cilek.jpg" alt="cilek" title="cilek" width="500" height="302" class="alignnone size-full wp-image-1172" /><br />
<strong>- Normal bir günün nasıl geçiyor paylaşır mısın?</strong></p>
<p>Sabah çok erken saatlerde kalkıyorum ve okula gidiyorum. Sonrasında eve geliyorum, üzerinde çalıştığım projelere fokuslanıyorum ve araştırmalar yapıyorum. Webrazzi için röportaj ve yazılarımla ilgileniyorum. Burada özel bir okulda business eğitimi alıyorum. Bunun yanı sıra Stanford Üniversitesi’nde Web 3.0 ve Open Branding üzerine eğitimlere başladım.</p>
<p>Türkiye’de yapamadığım bir çok şeyi yapabilme şansım oluyor. Kendi iş planımı kendim oluşturuyorum. Sürekli konferanslara, workshoplara katılıyorum. Bu arada <a href="http://www.vadidekireyhan.com/">kendi kişisel bloğumu</a> açma fırsatı buldum. En büyük zevkim olan <a href="http://www.faceoffest.com/">fotoğraf çekmeye</a>, seyahat etmeye ve kendimi geliştirmeye de zaman buluyorum. <strong>Türkiye’de annemin yaptığı çilek reçelini yemeğe vakit bulamazken, şimdi kendi çilek reçelimi yapıyorum ve balkonumda çeşitli bitkiler yetiştiriyorum <img src='http://elvedaofis.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  </strong>Şu an kurduğum düzenden ve hayallerime bir adım daha yaklaşmış olmaktan dolayı mutluyum.</p>
<p><br/><br />
<strong>- Kendini daha da geliştirmek için neler yapıyorsun? Katıldığın konferanslardan bahseder misin?</strong></p>
<p>Şu an biri Stanford olmak üzere iki ayrı okuldan Business ve Web 3.0 üzerine eğitimler alıyorum. Bunların yanı sıra Apple, Google, Microsoft, Techcrunch, Web Expo gibi Silikon Vadisi’nde bulunan şirketlerin düzenlediği organizasyonlara ve workshoplara katılıyorum. Sürekli olarak sektör bloglarını ve yayınlarını takip ediyorum.</p>
<p><br/><br />
<strong>- Okuyucularımız için başka eklemek istediğin birşey var mı?</strong></p>
<p>Bloğunda bana da yer verdiğin için çok teşekkür ediyorum. Bizim gibi uzaktan sürdürülebilen mesleklere sahip olan arkadaşlara, imkânları dahilinde bu deneyimi yaşamalarını tavsiye ediyorum. Bu konuda bilgi sahibi olmak isteyen arkadaşlar bana <a href="http://www.linkedin.com/in/reyhancepik">buradan</a> ulaşabilirler.</p>
<p><br/><br />
<strong>Reyhan, kendi hayallerinin peşinden gitme cesaretini bulduğu için kocaman bir tebrik etmek gerekiyor. Ropörtaj için de çok çok teşekkür ediyorum. Yeni haberlerini Webrazzi&#8217;den takip etmeye devam edeceğiz. Yeni fikirlere ihtiyacınız varsa, siz de Reyhan&#8217;ı takip edin <img src='http://elvedaofis.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </strong><br />
<br/></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elvedaofis.com/2010/10/ilham-verici-roportajlar-7-silikon-vadisinde-yazar-ve-girisimci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlham Verici Ropörtajlar: 6 –  Kaş&#8217;ta Yaşayan Bir Yazılımcı</title>
		<link>http://elvedaofis.com/2010/08/ilham-verici-roportajlar-6-kasta-yasayan-bir-yazilimci/</link>
		<comments>http://elvedaofis.com/2010/08/ilham-verici-roportajlar-6-kasta-yasayan-bir-yazilimci/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 16:16:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozlemercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat Tarzı, Kişisel ve Ailesel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Verenler ve Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[arayüz teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[freelance]]></category>
		<category><![CDATA[Kaş]]></category>
		<category><![CDATA[RIA]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elvedaofis.com/?p=1107</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf Erman Akdogan Bugün bizim taraflarda yaşayan bir profesyonel yazılımcı ile yaptığım e-ropörtajı yayınlıyorum. Veli Ogla Sungutay ile sosyal medya aracılığı ile tanıştım. Önce kendisi hakkında kısa bilgi vereceğim, sonra da soruları ve yanıtlarını okuyabilirsiniz. Kendisi 1979 İstanbul doğumlu. Liseyi bitirdikten sonra üniversite eğitimi için ABD&#8217;ye gitmiş ve fizik bölümünü bitirmiş. 6 yıl Güney Florida&#8217;da...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://elvedaofis.com/wp-content/uploads/2010/08/kas_yazilim.jpg" alt="kas_yazilim" title="kas_yazilim" width="500" height="292" class="aligncenter size-full wp-image-1112" /></p>
<p class="caption">Fotoğraf <a href="http://www.flickr.com/photos/topten/2831481082/">Erman Akdogan</a></p>
<p>Bugün bizim taraflarda yaşayan bir profesyonel yazılımcı ile yaptığım e-ropörtajı yayınlıyorum. Veli Ogla Sungutay ile sosyal medya aracılığı ile tanıştım. Önce kendisi hakkında kısa bilgi vereceğim, sonra da soruları ve yanıtlarını okuyabilirsiniz.</p>
<p>Kendisi 1979 İstanbul doğumlu. Liseyi bitirdikten sonra üniversite eğitimi için ABD&#8217;ye gitmiş ve fizik bölümünü bitirmiş. 6 yıl Güney Florida&#8217;da yaşadıktan sonra 2004 yılında Türkiye&#8217;ye dönmüş. <strong>Bu sürecin bugünkü yaşantısının temelini attığını düşünüyor, çünkü üniversite yıllarında bilgisayar programlama ile tanışmış ve bu alandan hiç kopamamış.</strong> Fizik eğitimine doktora seviyesinde devam etmektense yazılım alanında çalışmak daha cazip gelmiş.</p>
<p>Bu sırada 1999 yılında ailesi Kaş&#8217;a yerleşmeye karar verince, kendisi de Kaş&#8217;la tanışmış. <strong>Veli Bey&#8217;i blogda yazmak istememin asıl nedeni, halen yazılım alanında Amerikalı firmalarla çalışıyor olması. </strong>Yani müşterileri Türkiye sınırları içinde değil, yurtdışında. Bu da tam Elveda Ofis&#8217;lik bir durum. Ropörtajı okuyup kendiniz için yeni fikirler edinebilirsiniz. <span id="more-1107"></span></p>
<p><br/></p>
<h3>İş Hayatı </h3>
<p><strong>Veli Bey, siz Kaş&#8217;ta yaşıyorsunuz ve yazılım alanında çalışıyorsunuz. Daha ilginç olanı ise Amerika&#8217;daki şirketlerle çalışıyor olmanız. Bu konuyu biraz açar mısınız. Ne tür işler yapıyorsunuz şu anda?</strong></p>
<p>Benim yazılım alanındaki uzmanlığım son yıllarda giderek ivme kazanan arayüz teknolojileri üzerinedir. Bu alan RIA dediğimiz Zengin Internet Uygulamalarından, iPhone ve Android gibi mobil platformlara kadar uzanıyor. Örneğin son 1.5 senedir çoğunlukla iPhone uygulamaları geliştirmekteyim.</p>
<p>Ülkemizde yazılım geliştirimi daha çok web odaklıdır. Yazılım işleri de daha çok reklam ve pazarlama alanında çalışan interaktif ajanslar etrafında toplanmakta. Ben ister istemez bu eğilimin dışına çıktığımı görüyorum. Daha çok endüstriyel, sektörlere özel programlama projeleri almaktayım. Örneğin yaptığım bazi iPhone uygulamaları buyuk bir şirketin lojistik bölümünde kullanılmakta. Karmaşık bir Flex hesaplama uygulamasıysa Pfizer&#8217;ın satış departmanında yaygın bir biçimde kullanılıyor.</p>
<p>Son bir senedir, ABD Maine eyaletinde bulunan ve bilgisayar ağları denetimi üzerinde uzmanlaşmış bir şirketle çalışıyorum; hayli karmaşık masaüstü programları yazmaktayım.</p>
<p><br/><br />
<strong>İşinizi uzaktan nasıl pazarlıyorsunuz? Müşterilerinizle iletişimi nasıl sağlıyorsunuz? Bize bir kaç ipucu verir misiniz?</strong></p>
<p>Yazılım sektörü dünyada inanılmaz bir çıkış yakalamış durumda. Artık girişimciler  ve şirketler tüm ihtiyaçlarini ekip kurarak çözemiyor ve bu da yazılımcılar için freelance çalışma mantığını beraberinde getiriyor. Internette bir çok portal kurulmuş vaziyette ve her gün binlerce yeni iş talepleri bu portallarda yayınlanıyor.</p>
<p>Bu mecralardan bazıları, <a href="http://elance.com">elance.com</a>, <a href="http://rentacoder.com">rentacoder.com</a>, <a href="http://odesk.com">odesk.com</a>. Facebook ve linkedin içindeki gruplardan da bir çok bağlantı kurulabiliyor.</p>
<p>Müşterilerle iletişim gtalk ve skype üzerinden yapılan yazışmalarla oluyor. Haftalık toplantılarımız var, bu da <a href="http://gotomeeting.com">gotomeeting.com</a> üzerinden sağlanıyor. Sesli, görüntülü, ve masaüstü paylaşımlı son derece verimli  toplantılar yapıyoruz.</p>
<p>Burada anahtar hızlı internet bağlantısi olması. Arada kopmalar olmakla beraber Kaş&#8217;ta internet hızından çok memnunum. Bu garipsenebilir ama hakikaten öyle.</p>
<p><br/></p>
<h3>Karar Anı, Büyük Şehirden Ayrılma</h3>
<p><strong>Bu tarz bir hayata başlamaya ne zaman karar verdiniz? Belli bir &#8220;karar anı&#8221; odu mu?</strong></p>
<p>2004 yılından sonra Kaş&#8217;ta yaşama girişimlerinde bulunmuştum fakat sunulan iş imkanlarını değerlendirmek için İstanbul&#8217;a dönmek durumunda kalmıştım.</p>
<p>En son karar anının hikayesi şudur:</p>
<p>2009 Temmuz ayının sonlarına doğru, akşam 10 sularında Beşiktas&#8217;ta bulunan ofisten çıktım. Zincirlikuyu metrobüs durağına ulaşmak için bindiğim halk otobüsü diğer bir otobüsle yarışmaya başladı ve kaza tehlikeleri atlattıktan sonra Zincirlikuyu&#8217;ya ulaştım. Metrobüs durağına indiğimde, yola taşmış belki 400&#8242;den fazla kişi gördüm. Hemen herkes sigara içiyordu ve durak sanki bir fabrika bacasına dönüşmüştü.</p>
<p>O an bu andır.</p>
<p>Hikayenin devamıda şöyledir. Gerisin geriye Beşiktaş&#8217;a döndüm. Tabi artık o saatlerde artık otobüs bulmanız kolay degil; bir saat bekledikten sonra &#8211; halk otobüsleri aksamları saatinde kalkmaz, Taksim&#8217;de dolunca hareket eder &#8211; bindiğim otobüs yine aşırı süratli bir şekilde Göztepe&#8217;ye ulaştı. Ve ben gece yarısı evimdeydim.</p>
<p><br/><br />
<strong>İşle ilgili olarak öncesi ve sonrası şeklinde bir karşılaştırma yapabilir misiniz? Kişisel tatmin, mutluluk ve hayat kalitesi olarak neredesiniz?</strong></p>
<p>Benim iş verimimi ve yaşam standartımı düşüren en önemli sorunlar ulaşım ve gürültüdür. Bütün planımı sabah ve akşam trafiğine göre yapmak zorundaydım. Hatta bir dönem artık eve dönmüyordum.</p>
<p>Son 2 senedir &#8211; üç aylık son İstanbul macerasını katmazsak &#8211; Kaş&#8217;ta yaşamaktayım, ev ofisimden çalışmaktayım. Çok sakin bir bölgede evimiz, gürültü de yok bu sayede. Sürekli kendimi işime verebiliyorum. Gelirimde de büyük bir artış oldu.</p>
<p>İşlerden bunaldığımda ya da bir sorun ile karşılaştığımda hemen denize giriyorum. 12 ay boyunca böyle bir lüksünüz var burada. Deniz ve güneş insanın negatif enerjisini emiyor. Türkiye&#8217;de yazılım geliştirmek için en ideal yer Ege-Akdeniz sahil şerididir diyebilirim.</p>
<p><br/></p>
<h3>Kaş&#8217;ta Yaşam ve Maliyetler</h3>
<p><strong>Kaş&#8217;ta yaşam nasıl? Sosyal hayat, aile hayatınız ve genel yaşam maliyetlerini büyük şehirlere göre nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p>Sosyal hayat kısıtlı. Örneğin Kaş&#8217;ta bir sinemaya ihtiyacımız var. Spor kompleksimizin inşaatı tamamlandı, bu da sosyal hayatımızı biraz daha renklendirecektir. Yaz aylarında yapabileceğiniz aktivite sayısı çok artıyor ve yeni insanlarla tanışabiliyorsunuz kolayca.</p>
<p>Kaş&#8217;ta yaşam sakin geçiyor. Kış ayları ılıktır. Güneş sürekli kendini gösterir. Bir kaç fırtına, yıldırım, rüzgar sorunu dışında iklim de sakindir.</p>
<p>Çok güzel restoranlarımız ve çay bahçelerimiz bulunmakta. Hatta diyebilirim ki en önemli sosyal aktiviteler 2 büyük çay bahçesi ve 3-4 tane restoran içinde oluyor. Futbol maçları zamanında dolup taşarlar.</p>
<p>Kaş&#8217;ın bir göze çarpan özelliği İngiliz nüfusunun fazla olmasıdır. Yaz kış İngiltere plakalı otomobiller ve İngiliz misafirleri görmeniz mümkündür.</p>
<p>Yazın ve sonbaharda doğa sporları için çok alternatif bulunmakta. Her sene plan yapsam da bir türlü tembellikten çoğuna katılamadım. Antik yerleşim merkezlerine kano turları revaçta. Bir de dağlardan geçen antik Likya yolu yürüyüşleri çok ilginçtir. Kaş&#8217;tan Fethiye&#8217;ye kadar uzanabilirsiniz.</p>
<p>Maliyet olarak; Kesinlikle daha az gideriniz var. Biraz sosyal yaşantınızla ilgili olabilir bu ama genel çerçevede bakarsak mutfak, ısınma, ulaşım masraflarımda hissedilir bir düşüş gözlemliyorum.</p>
<p>En göze batan gider elektrik. Özellikle yaz ayları boyunca bazen 24 saat klima çalıştırmam gerekiyor. Kışın 3-4 saat  ısınmak için klima yine gerekli.</p>
<p><br/></p>
<h3>Gelecek</h3>
<p><strong>&#8220;Yerden bağımsız çalışma ve yaşama&#8221;nın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Biraz önce bahsettiğim Maine&#8217;de konuşlanmış olan şirketin Amerika içinde çok uzaklarda yaşayan tam zamanlı iki çalışanı var. Çalışma odalarına kamera sistemi yerleştirmişler ve 9-5 mesaisi içinde hem görsel hem de sesli olarak iletişim halindeler. Bana bizzat bu kamera sistemini gösterdiler ve açıkçası çok şaşırdım.</p>
<p>Artık işletmeler mesafe ve uzmanlık konularına farklı yaklaşıyor.  Bazen işinize yarayacak beyin gücünü çok uzakta buluyorsunuz, bazen trafikte zaman harcayacak lüksünüz olmuyor, bazen de yaz ayları çalışmak değil denize girmek istiyorsunuz. Yerden bağımsız çalışma bütün bunları gerçek kılabilir.</p>
<p>Bir diğer hususta yerden bağımsız çalışma mantığının giderek profesyonel iş modellerine dönüşmeye başlayacak olması. Örneğin ben, Bodrum, Fethiye, Kaş gibi merkezlere yazılım çalışmalarının gerçekleştirileceği kompleksler kurulması fikrine çok sıcak bakıyorum. Bu çok ciddi bir iş modelidir.</p>
<p>Bir çok sektörün kendi alanında bu tarz modeller oluşturacağına şahitlik edeceğiz ilerleyen senelerde.</p>
<p><strong>Zaman ayırıp sorularımı yanıtladığınız için çok teşekkür ederim. Yaşam tarzınız bu blogu okuyan bir çok kişiye reheberlik edecek.</strong></p>
<p><br/></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elvedaofis.com/2010/08/ilham-verici-roportajlar-6-kasta-yasayan-bir-yazilimci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

