MENÜ
Elveda Ofis > Blog > İlham Verici Röportajlar > Oğuzcan Şahin: “İstanbul harika bir şehir. Bunu freelance çalışmaya başladıktan sonra anladım.”
Nis 8

Oğuzcan Şahin: “İstanbul harika bir şehir. Bunu freelance çalışmaya başladıktan sonra anladım.”

Özlem Yetiş

İlham Verici Röportajlar’da bugün ofiste çalışmayı bırakmış ve freelance hayatı seçmiş bir yazılımcı konuğum var: Oğuzcan Şahin. Ben kendisini sosyal medyadan ve ajanslardan tanıyorum. Facebook’ta ofis hayatını bırakmış olduğunu görünce neler yapar, günleri nasıl geçer merak ettim ve sordum. Anlattıkları, özellikle günlük hayatının daha da yoluna girmesi, beslenme alışkanlıklarının değişmesi vb. benim de kendimle ilgili yazmak istediğim konular arasında. Oğuzcan bunlara çok güzel değindi. Buyrun:

– Merhaba Oğuzcan. Seni biraz daha detaylı olarak tanıyalım. Uzmanlık alanın nedir? Kendi işini yapmadan önce hangi alanlarda çalıştın, hangi işleri yaptın?

Uzmanlık alanım web tabanlı ürünler geliştirmek denebilir. Lise zamanında masaüstü programlama üstüne bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum. Ama zevk aldıgım bir alan değildi. 2007 yılında web dünyasına girdim. Eve kapanıp bir sene boyunca web dünyasında neler olup bitiyor, nasıl çalışıyor bu mecra diye öğrenmeye çalıştım. O zamanlar ailemle Edirne’de yaşıyordum. 2008 yılında ilk iş başvurumu bir dijital ajansa yaptım. İstanbul’a taşındım. Böylece ajans dünyasına ve ofis hayatına girdim. 2008 yılından 2012 yılının Ekim ayına kadar 5 farklı dijital ajansta çalıştım. 2012 Kasım ayı başından itibaren de hayatıma freelance olarak devam ediyorum.

– Peki, şu anda ne yapıyorsun? Hangi sektörlerle çalışıyorsun?

UI/UX Developer olarak çalışıyorum. Projelerimi ajanslardan, yazılım evlerinden ve startuplardan alıyorum. Onlara web, mobil projeleri icin freelance olarak destek oluyorum veya danışmanlık sağlıyorum.

“Sevmediğim işi yapmıyorum. Kendimin patronuyum kısacası.”

– Şu andaki çalışma koşulların nasıl? Freelance çalışmakla ofiste çalışmak arasında ne gibi farklar var? Senin deneyimlediğin pozitif ve negatif yönler neler?

Evde, cafede, barda, parkta canım o gün nerede çalışmak isterse orada çalışıyorum. Sevmediğim işi yapmıyorum. Kendimin patronuyum kısacası. Günde 7/8 saat kadar çalışıyorum. İş yoğunluğunda bu süreler uzuyor tabi. Sabah 10:00 gibi çalışmaya başlıyorum, 17:00’a kadar da günlük çalışmamı bitirmiş oluyorum. Bazı haftalar Cuma gunleri için kendime tatil ilan ediyorum.

Freelance ve ofiste çalışmak arasındaki en büyük fark kesinlikle özgürlük. Eğer istanbul’da yaşıyorsanız, trafik derdiniz yok ve kalabalık toplu ulaşım araçlarına binmeye çalışma maceralarınız yok. Belli başlı ofis kurallarınız yok. İş sırasında size bölebilecek bir toplantı ya da proje yöneticisi yok. Bu yüzden de işleriniz uzamıyor. Yani günde 7/8 saat çalışmak bu anlamda gayet yetiyor. Bir de maaşlı bir çalışandan daha iyi kazancınız oluyor. Pahalı bir hayat yaşıyoruz artık ve bir çok insan aldığı maaş ile zaten geçinemiyor. Bizim sektörde mesela çalışanlar aynı zamanda freelance olarak bir çok proje yapıyorlar. Ofis hayatları dışında bir de geceleri başka işler yapmak hem çok yorucu oluyor hem de yaptığınız işlerin kalitesini düşüyor. Tabi uykusuz kalmış olmak ve kendinize vakit ayıramamak var bir de. Bu yüzden mutsuz bir insan olmaya doğru gidiyorsun.

Freelance olarak en büyük dert kesinlikle yaptığın işin karşılığını zamanında alamamak. Bu yüzden de bazı sıkıntılar oluşabilir. Ama bu durumu pozitif tarafa doğru çevirebilirsin. O da ay sonunu getirebilmenin yollarını öğrenmiş oluyorsun.

– Ofisten uzaklaşma – kendi işini yapma kararını verirken kırılma noktan neydi?

En büyük neden kendime vakit ayıramamak. Henüz yaşım genç ve bir şeyler yapmak istiyorum fakat ofiste çalışmak, yapmak istediğim şeyleri engelliyordu. Artık sıkılmaya başlamıştım bu durumdan bu yüzden de performansım düşüyordu. Dikkatim çok dağınıktı ve toparlamakta zorlanıyordum. Sinirli ve mutsuz bir insan olmuştum. Artık ofisten bağımsız kendi işimi yapmak ve kendi kendimin patronu olmak istedim.

– İş motivasyonunu sağlamak için neler yapıyorsun?

Motivasyonumu sağlamak için pek bir şey yapmıyorum aslında. Düzenli bir hayatın olması bana o motivasyonu sağlıyor. Sabah erken kalkmalıyım. Düzgün bir kahvaltı etmeliyim. Köpeğimle sabah, akşam yürüyüşe çıkmalıyım. Spor yapmalıyım ve erken uyumalıyım. Hafta içi her günüm böyle geçtiği için ve bu işlerin belirli saatler içerisinde yapılması gerektiği için işimi tam zamanında ve tam performans şeklinde yapmam gerekiyor. Yoksa bu planlarım aksar ve bana uykusuzluk olarak geri döner. Uykusuz kalmayı da istemem.

“Freelance çalışmaya başladıktan sonra ilk yaptığım şey köpek sahiplenmek oldu. Yemek yapmayı öğrenip düzenli beslenmeye başladım ve tabi ki fast-food beslenmeyi bıraktım.”

oguzcan_foto

– İş dışındaki hayatın nasıl değişti?

Ofiste çalıştığım zamanlar çok düzensiz bir hayatım vardı. Erken kalkamazdım, gece çok geç yatardım. Ofisten kaçta çıkacağımız belli değildi. Artık yorucu gelmeye başlamıştı tüm bunlar.

Bu hayata başlamadan önce arkadaşlarımla bu konu hakkında konuşuyorduk. Bana sen böyle bir şey yapamazsın diyorlardı. Aslında önceki hayatım ve sonraki hayatım diye ayırabilirim ofisteki hayatım ile freelance hayatımı.

Bekar bir insan olarak sürekli fast-food besleniyordum, alkol ve coca-cola’yı çok fazla tüketiyordum. Sürekli dışarıda bir yerlerdeydim eve pek uğramıyordum. Çok düzensiz ve sağlıksız bir hayatım vardı. Sanırım tüm bunlara klasik reklamcı ya da ajans insanı hayatı diyebilirim.

Freelance çalışmaya başladıktan sonra ilk yaptığım şey köpek sahiplenmek oldu. Çocukluğumdan beri çok seviyordum ve hep köpek sahibi olmak istiyordum. Böylece evde çalışmaya başladığım zamanlarda şirin bir dostum oldu. Her gün dışarıda ve evde onunla oynuyorum. Hava çok güzelse mesela “Bugün çalışmıyorum.” diyebiliyorum ve onu da alıp parka gidiyorum. Bu bana sonra iş için motivasyon oluyor. Sonra spora başladım ve haftanın 4/5 günü spor yapıyorum. Yemek yapmayı öğrenip düzenli beslenmeye başladım ve tabi ki fast-food beslenmeyi bıraktım. Tüm bunları yaptığım için günlerim dolu dolu geçiyor. Sabahları erken kalkmak ve tüm günün sana kalması çok güzel bir şey. İşte tüm bunları yaptığım için kendimi sağlıksız ve yorgun hissetmiyorum. Mesela, İstanbul harika bir şehir. Bunu freelance çalışmaya başladıktan sonra anladım ben. İstanbul trafiği ve kalabalığı ile ilgili sorunlarım yok. Çünkü öyle şeylere denk gelmiyorum. Yoğun olduğu saatlerde toplu taşımayı kullanmıyorum ve işe gidiş-çıkış saatlerinde sokakta pek bulunmuyorum. Pazartesi sendromum yok.

Psikolojik olarak da büyük etkisi oluyor tüm bunların. Mutlu insan oluyorsun. Pozitif enerji saçıyorsun etrafına.

– Bu şekilde çalışma trendinin geleceğini nasıl görüyorsun?

Gittikçe daha fazla artacağını hatta ileride ofis diye bir şey olmayacağını düşünüyorum ya da ümit ediyorum. İnternet üzerinden her işimizi halledebiliyorken insanlar niye yollarda ofise varmak için, toplantıya yetişmek için vakit kaybetsinler ki?

Bir de yurt dışında çok başarılı şekilde ilerliyor bu şekilde çalışma. Çok güzel örnekleri var. Oradaki iş verenler bu konuda daha bilinçliler. Ülkemizdeki bazı yöneticiler çalışanım elimin altında olsun diyerek henüz pek sıcak bakmıyorlar bu tarz çalışmalara gördüğüm kadarıyla. Umarım zamanla onlarda bu tarz çalışmanın şirket için daha verimli olduğunu öğreneceklerdir.

Çok teşekkür ederim bunları bizimle paylaştığın için :)

———

Güncelleme 07.01.2016

Oğuzcan 2016 yılına girerken hayatını daha düzenli hale getirmek için kendisine hedefler koymuş ve bunlara ulaşabilmek için faydalanacağı uygulamaları da yazmış. Göz atmanızı tavsiye ederim.
Yazıya gitmek için tıklayın.

—–

İlham verici röportajlarımın devamı var. Gelecek haftalarda bir yazar ve bir illüstratörün hayatını okuyacaksınız. Takipte kalın :)

Sevgilerimle,
Özlem

Yorumlar