MENÜ
Elveda Ofis > Blog > Seyahat, Gidilecek Yerler ve Ulaşım Konuları > GİRNE SEYAHATİM VE KIBRIS’TA YAŞAM
Eki 29

GİRNE SEYAHATİM VE KIBRIS’TA YAŞAM

Özlem Yetiş

Girne Limanı panorama

Güzel bir Girne tatilinden sonra herkese merhaba. Elveda Ofis’in 2013-2014 Sonbahar/Kış sezonunu Girne seyahatim ile açıyorum ☺

4 yıldan beri ilk defa bilgisayarımı ve işlerimi yanıma almadan bir tatil planlamaya çalıştım. Ancak ne yazık ki bu mümkün olmadı. Öngörülmeyen bazı işlerin gelmesi ve 5 – 6 Kasım’da yapacağımız iX Istanbul etkinliğine kısa bir zaman kalmış olması nedeniyle laptopumu yanıma almak durumunda kaldım. Ama yine de minimum sürelerde çalışarak 5 günü mutlu bir gezgin olarak geçirmeyi başardım ☺

Gelelim Girne’ye…

Girne, Kıbrıs’ın kuzey sahilinde yer alan sakin ve güzel bir şehir. Eski rum binaları hemen göze çarpıyor. Bu benim Kıbrıs’a ikinci gidişimdi, o yüzden gidilecek yerler hakkında fikrim vardı.

Gittiğim yerlerde hep “Burada yaşanır mı acaba?” gözüyle baktığım için günlük yaşam hakkında bilgiler de toplamaya çalıştım. Bu konuda vardığım sonucu hemen söyleyeyim, detayları okumaya devam edebilirsiniz: EVET, KIBRIS’TA YAŞANIR ☺

Girne Limanı

Girne Limanı’nın kaleden görünüşü.

Genel bilgilerin ardından günlük program ve masraflarımızı da yazacağım.

KIBRIS VE GİRNE HAKKINDA GENEL BİLGİLER

– Ülkeye giriş: Kıbrıs’a giriş normal TC kimlik kartı ile yapılabiliyor. Pasaport da olur, ancak kimlik yeterli. Giriş – çıkış damgaları için basit bir form dolduruyorsunuz ve seyahat boyunca bu formu yanınızda bulundurmanız gerekiyor, çünkü çıkışta da aynı formu kullanıyorsunuz.

– Uçak: Dış Hatlar’dan kalkıyor. Gitmeden önceki akşam bu konuda biraz kafa yorduğumuz ve terminali aradığımız için belirtmek istedim. İlk bakışta Kıbrıs İç Hatlar gibi görünse de gümrük ve pasaport kontrolünden geçildiği için uçak Dış Hatlar’dan kalkıyor. Bunun iyi yanı da tabi ki Duty Free ☺

– Otel: Kıbrıs’ın büyük otelleri ve kumarhaneleri meşhur. Her şey dahil bir otelde kalabileceğiniz gibi, şehir içindeki küçük otellerde de kalabilirsiniz. Biz küçük bir otelde kalıp, paramızı yeme-içme ve gezmeye harcamaya karar verdik. O yüzden merkezdeki Dorana Otel’i bulduk. Otel vasattı, eski bir binaydı ve personeli biraz sorunluydu. Ancak biz sadece konaklama için gittiğimizden çok fazla kafaya takmadık bunları. Sabah kahvaltılarını bile otelde yapmayıp, dışarıda daha güzel yerlere gittik.

– Ulaşım: Girne’de taksiler oldukça uygun fiyatlı. Bunun dışında Lefkoşa Ercan havaalanı ve diğer şehirler arasında otobüsler mevcut. Girne’den de diğer şehirlere minibüsler var. Dolayısı ile adada ulaşım oldukça rahat ve ucuz.

 

KIBRIS VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Kıbrıs’ta o meşhur “Kıbrıslılar Türkiye’yi gerçekten istiyor mu, istemiyor mu?” sorusunun farklı yanıtlarına istemeden de olsa maruz kaldık. Bunu da anlatmakta fayda var:

İlk görüş olarak 2004 yılında yapılan referandum sonucunda gençlerin Türkiye’yi büyük abi olarak istemedikleri ortaya çıkmıştı. Benim bire bir görüştüğüm 20 – 30 yaş arası Kıbrıslıların çoğu da Türkiye vesayetinden kurtulmayı arzu ediyor.

İkinci olarak bu konuda görüş belirten bir taksi şöförüne rast geldik. Kendisi 74’teki çıkartmada asker olarak gelmiş adaya. Daha sonra da orada kalmış, ailesini orada kurmuş. Onun dediğine göre savaş gereksizdi. “Yaklaşık 300 rum vardı Türklere saldıran, özel bir tim gönderilmesi yeterliydi. Yazık oldu vurduğum rum askerlerine.” şeklinde konuştu. İnsanın kanını donduran bir ifade tabi ki ama haklılığı vardır mutlaka.

Üçüncü görüş ise 70 – 80 yaşlarındaki bir amcaya ait. Bellapais ziyaretimizde bize merhaba dedi. Türkiye’den geldiğimizi öğrenince de “Size teşekkür ederiz, iyi ki geldiniz kurtardınız bizi. Siz gelmeseydiniz rumlar bizi keseceklerdi” dedi. Sonuçta kuşak farkı diye bir gerçek var, bu nedenle farklı görüşlerin olması doğal.

 

MEDENİYET HAKKINDA

Kıbrıs’ta İngiliz kültürü ve alışkanlıkları halen olduğu gibi devam ediyor. Kıbrıslıların hepsi Rum kesiminden dolayı AB vatandaşı. Dolayısı ile yurtdışı – özellikle İngiltere – ile bağları oldukça kuvvetli.

En basitinden elektrik prizleri İngiliz tarzı üç girişli ve bizim için adaptör gerekiyor. Büyük otellerde normal prizler mevcut, ancak biz şehir içinde küçük bir otelde kaldığımız için adaptör gerekli oldu.

Bunun yanı sıra trafik soldan akıyor. Para birimi olarak da Euro’dan ziyade Sterlin kullanılıyor.

Bölümün başlığında özellikle “medeniyet” kelimesini kullandım, çünkü Kıbrıs gerçekten medeniyetin hakkını veren bir ülke. Önceki gidişimde şehir içinde kalmadığım için bunu çok hissetmedim belki, ama bu sefer gayet hissedilir düzeydeydi.

Öncelikle hayat sakin, sürücüler sakin. Kaldırımlar alçak – bilen bilir bu medeniyetin en büyük göstergelerindendir. İnsanlar birbirine saygılı. Sürücüler trafik kurallarına tamamen uyuyor ve yayalara her koşulda yol veriliyor. Stres seviyesi çok düşük.

Benim gibi uzaktan çalışan biri için oldukça ideal bir ortam olduğunu söyleyebilirim. Avrupa’ya gitmeden Avrupa’da yaşıyor gibi hissedebilirsiniz Kıbrıs’ta.

Girne’de üniversiteler de olduğundan genç nüfusun çokluğu göze çarpıyor. Çok farklı ülkelerden gelen gençler, burada uluslararası kültüre de katkıda bulunuyorlar.

Tüm bunların yanı sıra yaşamı güzelleştiren bir diğer konu da vergilerin düşük olması veya hiç olmaması nedeniyle içki ve ithal ürünlerin çok ucuz olması. Marketlerde gıda, temizlik malzemeleri ve giyim ürünleri uygun fiyatlara satılıyor. Türkiye’deki pek çok verginin orada olmaması nedeniyle arabalar bile neredeyse yarı fiyatına satın alınabiliyor. Benzin ise 3,5 TL. Sürücüler aslında benzinin daha ucuz olduğunu, ancak Türkiye’nin baskıları sonucunda arttığını söylüyorlar.

Girne’nin merkezinde sokaklar oldukça dar, yollar tek araçlık. Sokakların iki yanında iki katlı evler ve bunların alt katlarında giyim mağazaları ve marketler var. Oldukça lüks çanta ve ayakkabı mağazaları var ve fiyatları Türkiye’ye göre bayağı uygun. Alışveriş yapmamak için zor tutabilirsiniz kendinizi.

 

GÜNLÜK PROGRAMIMIZ VE GÖRÜLECEK YERLER

Bu kadar genel bilgiden sonra 5 günlük Girne seyahatimizde neler yaptık, nerelere gittik merak ediyorsanız, buyrun:

Harcamalarımızla ilgili detayları son bölümde yazdım.

1. Gün – Girne Kalesi ve Şeftali Kebabı:

Uçağımız 6:30 gibi çoook erken bir saatte olduğundan, ilk günümüz diğer günlerden çok daha uzun sürdü diyebilirim ☺

Uçaktan indik, KIBHAS otobüsü ile Lefkoşa’dan Girne’ye geldik. 30 – 45 dk. arası süren oldukça rahat bir yolculuk oldu. Otelimiz ise otobüsün bıraktığı yere yakın olduğundan yürüyerek gidebildik. Şehir dışındaki otellere taksi ile gitmek gerekiyor.

Otele vardığımızda ilk sorduğum şey tabi ki internetti. Hemen o günkü işlerimi tamamlayıp gezmeye başlamak istiyordum. Neyseki internet hızlı ve ücretsizdi. Bu konuda tatil boyunca hiç bir sorun yaşamadım. Ayrıca gün içinde dışarıdayken işleri takip için Turkcell’in yurtdışı internet paketlerinden almak durumunda kaldım.

İlk günün programı şehirde tur atmak, etrafı incelemek ve akşam da Kıbrıs’ın meşhur şeftali kebabını tatmak için Niazi’s Restorana gitmekti.

Önce Girne’nin en turistik yeri olan limana indik. Burada sıra sıra binalar ve restoranlar var. Ayrıca Girne Kalesi de limanın hemen yanında. Kale ve deniz manzarası eşliğinde öğle yemeğimizi yedikten sonra kaleyi dolaşmaya gittik.

Kale’nin bahçesindeki güzel dinlenme noktamız.

Girne Kalesi umduğumuzdan daha güzel ve teferruatlı bir yermiş. Keşfedilecek pek çok bölümü ve geniş bir bahçesi var. Genelde bu tip tarihi – turistik yerlerde sıkılsam da burada güzel vakit geçirdim. Bahçedeki küçük çay bahçesinde çok keyifli zaman geçirilebilir, kitap okunabilir. Üst kattan müthiş Akdeniz manzarası seyredilebilir.

Ben her zaman kendim keşfetmekten yanayım ama merak edenler varsa kale ile ilgili tarihsel bilgilere şuradan ulaşabilirsiniz: http://www.girne.com/girne-kalesi.php

Kale’nin ardından genel bir ara sokak turu yaparak eski binalara baktık. Daha sonra ise akşam yemeğimiz için Niazi’s Restorana gittik. Girne’nin en ünlü restoranı diyebiliriz buraya. Karışık kebap favorim. Mezeler ile başlıyorsunuz, daha sonra tüm kebap çeşitlerinden azar azar geliyor tabağınıza. Böylece bütün gece sıkılmadan oturabiliyorsunuz, hem de herşeyin tadına bakmış oluyorsunuz.

Bugün çok erken kalktığımız ve yol yorgunu olduğumuz için Casino olayına hiç bulaşmadan otelimize döndük. Alışkanlık yapmasın diye Casino’yu son iki akşama bırakmaya karar verdik ☺

2. gün – Escape Beach ve maç:

Dün sahil kenarında Simit Sarayı ve Acıktım & Susadım Bistro’yu keşfettiğimizden bunlardan birinde kahvaltı yapmaya karar vermiştik. Sonuçta Simit Sarayı’ndaki envai çeşit börek çöreklerden yemeye karar verdik. Serin sabah güneşi eşliğinde doyurucu bir kahvaltı yaptık.

Bugünkü programımız Girne yakınındaki Escape Beach’e gidip tembellik yapmak ve denize girmekti. Escape Beach, 74’te Türklerin ilk çıkartma yaptıkları plaj aynı zamanda. Alsancak Yavuz Çıkarma Plajı olarak da biliniyor. O günün anısına dikilmiş bir anıt var plajın yanında. Biraz daha ileride yol kenarında ise küçük bir şehitlik var.

İlk kez gittiğimiz için taksiyle gittik. Daha sonra minibüsleri keşfettik ve dönüşümüz çok daha ekonomik oldu.

Plajın karşısındaki kayalığa denizin içinden yürüyerek geçilebiliyor. Keşfedilecek ufak mağaralar var. Plaj ise kumsal olduğundan kumla oynamaya ve kale yapmaya çok uygun :)

Escape Beach’e giriş ücretli. Kişi başı 20 TL. Şezlong, şemsiye, bira da dahil bir içecek veriliyor. Antalya’da azıcık iyi bir plajda şezlong- şemsiye için 16 lira verdiğimizi düşünürsek, fiyat çok yüksek değil. Ayrıca plaj çok sakin ve huzurlu. Bizim dışımızdaki tüm misafirler yabancıydı. Sahilde uyuyarak ve yüzerek bayağı keyifli bir gün geçirdik. Escape Beach’in harika lezzetli hamburgerlerinden bahsetmeden de geçemeyeceğim ☺ Giderseniz tavsiye ederim.

Plaja inen yol da harika.

Otele dönüşte o akşam bira içmeye karar verdik. Ana yolun kenarındaki restoranlardan birine gittik. Aslında bu kararımızın altında yatan neden o akşam Galatasaray – Kopenhag maçı olmasıydı. Biraz hafif bir akşam geçirip eğlenmek istedik. Öyle de oldu zaten. Bira da Kıbrıs’ta ucuz içecekler arasında. Markette 2,50 TL, restoranlarda ise ortalama 5 – 6 TL.

 

3. gün – Escape Beach ve rakı-balık:

Escape Beach’i çok sevdiğimizden dolayı bugün de oraya gitmeyi tercih ettik. Sabah işlerimi bitirdikten sonra kahvaltı için yine Simit Sarayı yaptık ve bu sefer minibüs ile plaja gittik.

Akşam için planımız limandaki restoranlarda rakı-balık ve ardından Casino idi. Balıkçıklarda fiks menü vardı. 12 çeşit meze + balık/tavuk/et 35 TL. Biz de bu menüden yedik.

Girne Liman’daki balıkçılardan birinde bol mezeli, sakin akşam yemeğimiz.

Genel olarak Girne’de ortam çok sakin. Ne plajda, ne restoranlarda yüksek sesli müzik var. Olsa olsa 80’lerden slow şarkılar veya klasik müzik çalınıyor. Akşam balık restoranlarında çıt çıkmıyor, sakince sohbet ederek yemeğimizi yiyebildik ve bundan çok memnun kaldık.

Şarkı demişken: Tatil boyunca hemen her yerde 80 – 90’ların müzikleri çalıyordu. Eski evlerin görüntüsüne bir de bu müzikler eklenince sanki tarihte geri gitmiş gibiydik.

Yemekten sonra planımız Casino’ya gidip biraz bakınmaktı. Kendimize bütçe de belirlemiştik. İlk akşam için şansımızın iyi gittiğini söyleyebilirim ☺ En azından ilk sefere göre.

 

4. Gün – Bellapais ve Casino:

Sondan bir önceki gün artık plaja bir son verip Girne’nin ünlü manastırı Bellapais’i gezmeye karar verdik.

Sadece yıkık bir harabe ile karşılaşmayı düşünürken, oraya gidince önümüze yepyeni ufuklar açıldı ☺

Bellapais Manastırı girişi

Bellapais Manastırı içindeki yeşil avlu

Bellapais, Girne’nin etrafını kuşatan dağlara inşa edilmiş bir manastır. Manastırın bir kısmı yıkılmış ancak bölümlerini gezebiliyorsunuz. Asıl harika olan ise manzarası. İnanılmaz bir yeşillik ve deniz manzarası var.

Bellapais’ten Girne manzarası

Dağın eteğinde Tatlısu Köyü, köyde ise lüks evler, villalar ve oteller var. Etrafın ve evlerin güzelliğine hayran olmamak elde değil. Bellapais’i gördükten sonra Girne yerine burada yaşamanın daha güzel olacağına karar verdik.

Manastır ile ilgili detaylı bilgi şurada: http://www.girne.com/beylerbeyi-koyu.php

Akşam ise yine casinoya gidip biraz oyun oynadık. Çok şanslı olduğumuz söyleyemem ancak yine de bütçemizi aşmamış olmamız da bir başarıydı. Casino’lara giriş ücretsiz, öylece sokakta yürürken herhangi bir tanesine girebiliyorsunuz. İçeride ise orta yaşlı kadın nüfusu hakim. Teyzeler giyinip süslenip gruplar halinde kumar oynamaya gelmişler. Oranın her zamanki hali mi bilemiyorum.

5. Gün – Alışveriş:

Bugünün akşamında dönüş uçağımız olduğundan şehirde kalmaya, biraz keyif ve alışveriş yapmaya karar verdik.

Önce sahilde Acıktım&Susadım’da kahvaltımızı yaptık. Sonrasında yine sahile yakın Ora adlı küçük bir kafenin bahçesinde kahvelerimizi içip gazetemizi okuduk. Ora Café’de kahve ve tarot falı da bakılıyor, geçen gelişimden biliyorum.

Ora Cafe’de Türk kahvesi sunumu güzel.

Ondan sonra yine açıkhavada oturabildiğimiz Ego Bar’a gidip oturmaya devam ettik. Tam bir keyif ve dinlenme günüydü. Sanırım adanın temposuna tam olarak uyum sağlamıştık ☺

Girne’nin en güzel barı: Ego Bar

Öğleden sonra şehir merkezinin dar sokaklarını bir kez daha dolaşıp, ufak tefek bir şeyler alıp havaalanına doğru yola çıktık. Daha önümüzde koskoca bir Duty Free alışverişi vardı ☺

Girne Limanı

Girne Limanı’nın kaleden görünüşü.

 

GİRNE’DE GENEL HARCAMALARIMIZ

Ben seyahat yazılarını okurken gözlerim hep bütçeyi de arıyor. Ancak çoğu yazıda sadece ucuz – pahalı sıfatları kullanıldığından “Neye göre ucuz veya pahalı?” diye soruyorum kendime.

Bu nedenle ben harcamalarımızı da yazmak istiyorum. Öncelikle belirteyim, harcama konusunda kendimizi çok kısıtlamadık. Otelimiz uygun fiyatlı olsun, orada istediğimizi harcayalım gibi bir ruh hali ile planladık gezimizi. Mutlaka daha az bütçe ile güzel bir tatil yapılabilir.

Tüm fiyatları 2 kişilik olarak yazdım. 4 gece/5 gün Girne seyahatimizin harcamaları şöyle oldu:

– Uçak => 265 TL (Pegasus Antalya – Lefkoşa)

– Otel => 540 TL (Dorana Otel, oda kahvaltı, 4 gece)

– Kahvaltı 1 => 23 – 28 TL arası (Simit Sarayı’nda börek – simit – çay)

– Kahvaltı 2 => 50 TL (Bistro’da. Çorba, tavuk dürüm, sahanda yumurta, tost)

– Limanda öğle yemeği => 50 TL (Spagetti bolonez, kola)

– Limanda balıkçıda akşam yemeği => 120 TL (12 çeşit meze, balık, 35’lik rakı)

– Niazi’s Restoranda akşam yemeği => 135 TL (Karışık kebap, 35’lik rakı)

– Pizzacı da yemek => 65 TL (Fish&chips, spagetti, 6 bira)

– Escape Beach giriş => 40 TL (Şezlonglar, şemsiye ve 1 içecek dahil)

– Escape Beach yemek => 50 TL (Mega hamburger, bira/kola)

——-
– Girne Kalesi giriş => 7 TL

– Bellapais Manastır giriş => 7 TL

——-
– Lefkoşa – Girne otobüs => 23 TL.

– Girne – Escape taksi => 25 TL

– Girne – Bellapais taksi => 15 TL

– Girne – Escape minibüs => 6 TL

——-
– Turkcell Yurtdışı tarifesi => 30 TL (30 dakika konuşma ve mesajlaşma)

– Turkcell Akıllı İnternet tarifesi => 19 TL (20 MB kullanım. Ben 3 tane bitirdim)

Günlük harcamalar açısından Kıbrıs pahalı bir yer değil. Ancak bildiğim kadarıyla ev fiyatları pahalı. Kiralar da Antalya’ya göre yüksek. Ancak orada yaşamaya kadar verildiğinde günlük harcamalar kirayı dengeler mi ona bakmak gerekir. Bütçenin dışında benim gibi çalışanların çok rahatlıkla yaşayabileceği bir yer olduğuna şüphem yok.

Şimdilik Girne ile ilgili aklımdakiler bunlardı. Sorularınızı yorumlar kısmında sorarsanız yanıtlamaya çalışırım.
Sevgiyle kalın… :)

 

Yorumlar