MENÜ
Elveda Ofis > Blog > İş Konuları > SOSYAL MEDYA İŞİNİZE NASIL BİR KATKI YAPAR?
Ara 27

SOSYAL MEDYA İŞİNİZE NASIL BİR KATKI YAPAR?

Özlem Yetiş

Fotoğraf birgerking

İşinizi geliştirmede en büyük desteklerinizden biri artık internet, bunu biliyorsunuz. Blog yazmak, sosyal medya gibi kavramlar herkesin hayatında. Ancak bu konularda kafalardaki soru işaretleri çok fazla. Bir çok blog yazarı sosyal medya ile ilgili yazılar yazıyor. Ben de kendi tecrübelerimden yola çıkarak böyle bir rehber oluşturayım ve blogda sürekli dursun istiyorum.

Not: Görsel sizi korkutmasın, sadece sembolik olarak koydum, yoksa hayatımda böyle bir tablo yapmış değilim ☺

Bu yazıyı neden yazıyorum?

Elveda Ofis haricinde destek verdiğim bir kaç tane blog ve blog yazarı var. Bu yazarlardan biri de Defne Ongun Müminoğlu. Blogu Sıfır Kilometre Bızdıklar’da anne ve çocukların günlük komik maceralarını anlatıyor. Blogun içeriği oldukça dolu, yazılar su gibi okunuyor, bu açıdan çok başarılı.

Defne ile en son konuşmamızda kendisini sosyal medya ile tanıştırmak ve blogunun tanıtımında nasıl kullanacağını anlatmak istediğimi söylemiştim. Sonradan da “Anlatacaklarımı Elveda Ofis’e neden yazmıyorum?” diye düşündüm. Böylece internet ve sosyal medya pazarlama konusunda kafası karışanlar veya bir yerden başlamak isteyenler için de bir kaynak yaratabileceğimi umuyorum.

İŞİNİZİ pazarlarken, sosyal medya SİZE nasıl yardım edecek?

On yıldır pazarlama iletişimi alanında çalışan biri olarak sosyal medya ile tanışmam üç yılı geçmiştir. Zaten sosyal medya kavramı da bu aralıkta oluştu, daha fazla bir geçmişi yok. Bu nedenle aynı zamanda “yeni medya” olarak da anılıyor. O zamanlar şirkette çalışırken diğer işlerin arasına sosyal medyayı sıkıştırmak, verimliliğini ispatlamak oldukça zordu. Hele bir de bir takım siteler “yasaklı” iken!

Şu anda da bir çok yerden sosyal medyanın bir eğlence ortamı olarak göründüğü açık. Ancak bu yazıyı, kendi işinizi yaptığınızı varsayarak yazıyorum. Henüz bu durumda değilseniz ve planlama aşamasındaysanız bile, şimdiden kendinizi göstermeniz ileride işinize yarayacaktır.

Diyelim işinizi kurdunuz, hedeflerinizi belirlediniz, genel stratejiniz ve pazarlama planınız yerinde. Web sitenizi de ayrıntılı olarak planladınız veya tamamlayıp yayına açtınız. Ne sattığınızı, kime sattığınızı biliyorsunuz, markanızın dış görünüşünü oluşturdunuz. Sıra geldi işinizi gerçek anlamda pazarlamaya ve müşteri bulmaya…

İşte “sosyal medya pazarlama” dediğimiz hadise de büyük pazarlama planınızın bir parçası olacak.

Şunu hemen söyleyeyim: Pazarlama bir kere yapıp bitirilecek bir şey değil. Pazarlama faaliyetlerine başladığınız gün veya hafta sonucunu alabileceğiniz bir şey de değil. Pazarlama, sürekli devam eden, ince ince işleyeceğiniz, aslında işinizin geleceğini belirleyecek ve satışları etkileyecek en önemli konu.

Sosyal medya araçları, özellikle de bu sürekliliği gerektiren araçlar. Bence başlamadan önce bilmeniz gereken en önemli madde bu. Pazarlama planındaki yerine bakarsak, daha iyi anlaşılabilir:

Pazarlama planınızın temel başlıkları şöyle OLABİLİR:

  1. Offline – Geleneksel
    a) Reklam çalışmaları – Gazete, dergi, TV
    b) Halka ilişkiler /PR çalışmaları – Basın ilişkileri, röportajlar, etkinlikler
  2. Online – İnternet
    a) Reklam çalışmaları – Web siteleri, adwords vb.
    b) Sosyal Medya – Sosyal Ağlar

Demek istiyorum ki sosyal medya işin sadece bir parçası. Planınızdaki tüm maddelerin birbirini desteklemesi şart. Mesela Elveda Ofis’in okuyucularının bir çoğu siteyi ilk gazetede görmüştür. Aynı şekilde sıfır kilometre bızdıklar da gazete ve çeşitli dergilerde çıktı ve yeni okuyucular kazandı.

Başarı KRİTERİ NEDİR?

Belki görmüşsünüzdür, sosyal medyada “takipçi/follower”, “beğen/like”, “yorum yap/comment”, “paylaş/share” gibi bir takım kelimeler var. İşinizin özelliğine göre bunların çokluğu ve/veya niteliği sizin sosyal medyadaki başarınızı gösteriyor. Başarı derken, satışlarını çokluğundan değil, diğer insanların sizi nasıl gördüklerinden bahsediyorum. Az ama öz takipçiniz de olabilir, bu tamamen sizin belirlemiş olduğunuz strateji ile ilgili.

Ancak şu anda en fazla bakılan kriter takipçi sayısı gibi görünüyor. Bu yavaş yavaş değişmeya başladı diyebiliriz aslında çünkü niş alanlar arttıkça takipçi sayısının değil, niteliğinin önemli olduğu ortaya çıkmaya başlıyor. Asıl olarak şunu diyebiliriz: Oluşturduğunuz network (iletişim ağı) ne kadar işinize yarıyorsa, size ne kadar hızlı geri dönüş ve destek veriyorsa, o kadar başarılısınız demektir.

İnternetin verimli kullanımı konusunda Avrupa bizden oldukça ileride olduğundan, kendinizi onlarla karşılaştırmamanızı tavsiye ederim. Herhangi bir Avrupalının twitterda 2.000 takipçisi olabilir ve bu onlar için normal bir sayıdır. Ancak Türkiye’de 500 takipçisi olanlar da gayet iyi durumda sayılıyor. O yüzden sayılar kafanızı karıştırmasın, siz aldığınız tepkilere odaklanın. Gazetelerde yer alan ve yüzbinlerce takipçisi olan twitter ünlülerini kendinize rakip almayın, siz ilk aşamada sadece hedef kitlenize ulaşsanız yeter ☺

Dediğim gibi bir anda binlerce takipçiniz olmayacak, ama siz istikrarlı bir şekilde “var olmayı” başarırsanız ve odaklı bir şekilde yazmaya devam ederseniz sizi farkedenlerin sayısı her gün artacak.


Bu konuda uygulamaya dönük ikinci bir yazı daha yazacağım. Nasıl başlayacağız, hangi siteyi nasıl kullanacağız, en fazla yapılan hatalar neler, nelere dikkat etmek gerekir gibi konuları da ikinci yazıda bulabileceksiniz. Bu arada sorularınız olursa, aşağıdaki yorumlar bölümüne yazabilirsiniz.

Arada yılbaşı özel yazısı gelecek, onu da unutmadım ☺

Yorumlar