MENÜ
Elveda Ofis > Blog > İş Konuları > Konfor Alanınız Kaç Metrekare?
Kas 30

Konfor Alanınız Kaç Metrekare?

Özlem Yetiş

Fotoğraf WanderingtheWorld

Geçtiğimiz hafta Antalya’da Portekiz’den networking ve dijital pazarlama uzmanı bir konuğumuz vardı. Burada JCI Antalya olarak yürüttüğümüz “STK’lar ile İş Dünyası Arasında İletişim Ağı Kurulması” projesi için iki günlük bir panel ve networking eğitimi yaptık. Ben hem proje ekibindeydim hem de panelde sosyal iş ağları ve XING kullanımı hakkında sunum yaptım.

Portekiz’den gelen networking uzmanı ve JCI eğitmeninin adı Filipe Carrera. Kendisi bu konuda ülkesinde dört ayrı üniversitede ve Romanya’da diğer bir üniversitede öğretmenlik yapıyor, bir yandan da dünyayı dolaşarak JCI şubelerine networking eğitimleri veriyor. Web sitesi de şöyle: http://www.filipecarrera.com

Filipe’ye Antalya’yı gösterme ve rehberlik görevini de ben üstlenmiştim, bu sayede kendisinden eğitimlerde verdiği bilgilerin dışında değerli görüşler de aldım. Bu ve bundan sonraki yazıda hem bu görüşleri toparlamaya çalışacağım, hem de “konfor alanımız” ve “networking” ile ilgili yazacağım.

KONFOR ALANIMIZDAN ÇIKMAK

Konfor alanı (ingilizcesi comfort zone), rahat ettiğimiz, ekstra bir şey yapmamız gerekmeden hayatımızı olduğu gibi sürdürebileceğimiz sınırlar anlamına geliyor. Bir çoğumuz için bu sınırlar başımızı sokabileceğimiz bir ev, her ay sonunda maaşımızın ödendiği bir iş ve az da olsa arkadaşlarımızla görüştüğümüz sosyal hayat anlamına geliyor. Kendimizi ortaya atmadan önce bizim için de bunlar yeterliydi. Biz vazgeçmediğimiz sürece hayatımız aynen böyle devam edebilirdi.

Ama biz bunlardan vazgeçtik.

Bu site, buradaki tüm yazılar, ilerlemek, bir şeylere karar vermek ve harekete geçmek aslında “konforlu olan alanımızın dışına çıkmak” isteğimizle başladı. Süregelen güvenli ortamımızdan ayrılıp başka bir şekilde yaşama isteğimiz bizim kendimizi geliştirmemizi de sağladı.

Yeni yerler görmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni şeyler öğrenmek, hepsi rahat ortamımızda rahatsız olup bir adım atma isteğimiz sonucunda gerçekleşti. Siz de kendinizi bir tartın, konfor alanınızın dışına çıkmayı gerçekten istiyor musunuz, yoksa kendinizi zorlamadan hayatınızın değişmesini mi bekliyorsunuz?

İkincisinin pek mümkün olmadığının farkında mısınız?

KONFOR ALANI VE NETWORKING

Diğer insanlara karşılıksız iyilikler yapmak da bizi konfor alanımızın dışına çıkartıyor. İş hayatında iki kişiyi birbiriyle tanıştırmak, kulağımıza gelen ve bizimle ilgisi olmayan bir fırsatı ilgilenebileceğini düşündüğümüz bir tanıdığımıza göndermek ve bunlara benzer tüm durumlar aslında yapmamız şart olmayan ama yaparsak güzel bir şeyleri başarmış olma hissini yaşayacağımız durumlar.

Sürekli duyduğunuz “networking” faaliyetlerinin işlevi ve yararı da tam olarak bunlar aslında. Bir ağ oluştururken en öncelikli konu, diğer insanların güvenini kazanmak. Ancak bu şekilde hem iş hayatımızda hem de sosyal hayatımızda ilerleyebiliyoruz.

Ağımızı oluştururken, konfor alanımızı zorlamanın dışında bilmemiz (veya hatırlamamız) gereken bazı konular da şunlar:

  • Sadece iş yapmak veya iş bulmak için ağ oluşturulmaz. Öncelik iyi ve yakın ilişkiler kurmak ve güven vermektir.
  • Odaklı olmak, hedeflerimizi iyi bilmek ve bunları net bir biçimde herkese iletebilmek şart. Kendimizi diğer insanlara nasıl tanıtıyoruz? Kendimiz veya işimiz hakkında konuştuğumuzda karşımızdakilerin kafası mı karışıyor, yoksa aylar geçmesine rağmen bizi tanıştıkları günkü kadar iyi hatırlıyabiliyorlar mı?
  • Ağımızın yönetimi de çok önemli. Çok kişiyle tanışmak değil, sürdürülebilir ilişkiler kurmak gerekli. Yani yönetebileceğimiz, herkese özel davranabileceğimiz bir ağ oluşturmak ilişkilerimizin sağlıklı olmasının da anahtarı.
  • Ağlarımız sadece internette veya sadece fiziksel (yüzyüze) görüşmeyle oluşturulmaz. Hangisi gerekiyorsa onu kullanmak gerek. Şu anda internetten çok daha fazla kişiye ulaşabildiğimiz de bir gerçek, ancak halen yüzyüze tanışmanın verdiği güveni oluşturamıyor ne yazık ki. O yüzden her mecrayı, her yolu dengeli bir şekilde kullanmak lazım.
  • Networking, yani ağ oluşturmak belli bir saatte veya haftanın bir bölümünde özel zaman ayırarak yapılacak bir şey değil. Networking yapmayı içselleştirmemiz ve hayatımızın her anında uygulamamız gerek. Hiç tahmin etmediğimiz kişiler bize en iyi kapıları açabilir, hem iş hem de kişisel gelişim anlamında.
  • Filipe’den duyduğum etkili bir örnek: Networkinge, yani ağ oluşturmaya en fazla önem veren ülkeler Amerika, Japonya ve Kuzey Avrupa ülkeleri. Peki düşünelim: Dünyanın en gelişmiş ülkeleri hangileri? Evet, dünyanın en gelişmiş ülkeleri de bunlar. Tam tersini düşünürsek, ağ iletişimine en az önem veren ülkeler de en fakir ülkelerdir genelde, çünkü kimse kendini geliştirmeye ve konfor alanını zorlamaya açık değildir.

Bu yazıyı burada bitirmek istiyorum. Düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim. İkinci yazıyı da bu hafta paylaşacağım. Hem de bir röportaj ve video ile.

Yorumlar