MENÜ
Elveda Ofis > Blog > Seyahat, Gidilecek Yerler ve Ulaşım Konuları > Hayatımız gerçekten tatilde mi geçiyor? Ve Datça-Marmaris’te yaşam
Ağu 16

Hayatımız gerçekten tatilde mi geçiyor? Ve Datça-Marmaris’te yaşam

Özlem Yetiş

tatil_yasam

Fotoğraf .craig

Facebook, friendfeed ve twitterda yaptığım paylaşımlar sonucunca bizi sürekli tatil yapan, oradan oraya dolaşan ve hiç bir sorumluluğu olmayan kişiler olarak görenler var. Böyle bir düşüncede oldukları için demek ki ben kendimi yeterince ifade edemiyorum diye düşündüm.

Evet asıl amacımız gerçekten bu, keşke öyle olabilsek, ama yerden bağımsız olsun olmasın dünyadaki herkesin de amacı bu değil mi?

Paylaşımlarımı yarı iş – yarı seyahat ağırlıklı yapmaya özen gösteriyorum ki, bu tür bir hayatın tüm yönleri ortaya çıksın. Bu yazımda da hem bu ay içinde gittiğim Datça ve Marmaris hakkında bilgi vermek hem de ev dışında bir ortamda nasıl çalıştığımı anlatmaya karar verdim.


Gitmeye Hazırlık

Gittiğim heryere işimi de beraber götürdüğüm için, yer değiştireceksem önceden nasıl bir ortama girdiğimi bilmeliyim.

Yazlık bir yere giderken genelde insanların (ve akrabaların) çözümleri şöyle oluyor: Aman canım sahilde bir kafeterya var, orada halledersin işlerini. Tabii bahsettikleri kafeterya güneşin altında, sadece bir iki şemsiye ile gölgelendirilmiş, her tarafın kum olduğu ve muhtemelen(!) masaların yanında elektrik prizinin olmadığı ve şu sarjı fişe takabilir miyiz dediğimde garsonların bana boş boş baktıkları bir yer.

Tüm bunları tahmin ettiğim için gitmeden önce çalışma ortamımı garantiye almam gerekiyordu.

  • Kalacağımız yerde laptopum için bir masa var mı?
  • Çalışacağım ortam klimalı mı? Sıcak sorun olur mu?
  • Yanında kalacağım veya birlikte gittiğim kişiler için benim çalışma saatlerim uygun mu?
  • Internet bağlantısı var mı? (Gerçi 3G modemim var ama yine de bağlantı imkanı varsa kullanabilirim.)
  • Kızımla birlikte gittiğimiz için onun gün içinde oyalanması gerekiyordu. Bunu da yanında kaldığımız teyzeme söyledim. Yani ben çalışırken Ece’yi oyalamayı kabul etti. Çocuk bakımı işinin sürpriz ve emrivaki olması kimse için hoş değil. Ama ailenizi bir süredir görmüyorsanız, herkes bu konuda kendiliğinden gönüllü oluyor zaten.


Seyahat sırasında

İletişim: İşleri aksatmamak için otobüste geçirdiğimiz süre içinde sürekli cep telefonumdan maillerimi kontrol ettim. Bu işin esası bildiğiniz gibi kesintisiz iletişim.

Antalya – Marmaris arası 7 saat sürüyor. Oradan da Datça 1,5 saat. Yani bir tam gün bilgisayarıma bakamayacaktım. Bu gibi durumlarda internet paketli cep telefonları hayat kurtarıyor.

Valizler:
Bir de sadece kızımla ikimiz olduğumuzdan çantalarımızın da benim taşıyacağım ve aynı zamanda kızımı kontrol edebileceğim şekilde olması gerekiyordu. Bir tane küçük bavul, bir tane de sırt çantası yaptım. Zaten laptopum yaklaşık 3 kg. olduğu için yükümün neredeyse yarısını o tutuyor.

Gittiğimiz yerde

Datça’da günlük programım da şöyle oluştu:

  • Sabah 08:30 civarı kalktık. Her sabah erkenden yapmam gereken standart bir işim var, onu hallettikten sonra kahvaltımızı edip hava çok sıcak olmadan denize girdik.
  • 11:00 gibi denizden gelip, çalışmak için bilgisayarımın başına oturdum. Akşamüstü 17:00’ye kadar çalıştım.
  • 17:30 gibi ikinci kez denize indik ve sonrası akşam yemeği ve dışarıdaki diğer aktivitelerle geçti.
  • Eve döndüğümüzde bir kez daha işleri – mailleri kontrol ettim.

Gördüğünüz gibi tam bir mesai olmasa da işlerimin hepsini hallettim. Hatta müşterilerim o sırada Datça’da olduğumu bile bilmedi. Rutin işlerimin dışında bir tane de ekstradan reklam metni yazım işi geldi, onu da zamanında bitirdim ve kabul edildi.

Bu şekilde çalışmanın olumsuz yanı yok mu? Var tabii.

Mesela çevredeki yerleri çok fazla gezemedik. Ayrıca çok istediğim halde tekne turuna çıkamadık. Gündüzün büyük bölümünde çalıştığım için evden fazla uzaklaşamadık. Bunlar da hayatımın tatilden farkı ☺ Ama işimi rahat bir ortamda yapmak, bol bol yüzmek bile bana yetiyor.


Datça ve Marmaris’te yaşam

Biraz da buralardaki yaşam konusunda değinmek istiyorum. Hayat Antalya’da ve diğer güney kentlerinde olduğu gibi büyük şehirlerden çok daha ucuz.

Yeni keşfim olan “Apart Otel”lerden bahsetmek istiyorum. Gerçi dünyayı dolaşan bir çok aile bu tip yerlerden kaldığını biliyordum ama kendim için pek araştırmamıştım. Datça’da da bir apart otelde kaldık. Buralar mobilyalı kiralık evler gibi. Kendi mutfağı da içinde, yani uzun süre kaldığınızda dışarıda yemek derdi ve masrafından kurtuluyorsunuz.

Hem de evin içinde her tür eşya mevcut. TV, klima, koltuklar, dolaplar, hatta mutfaktaki tabak çanak ve her türlü şey var. Daha da güzeli burayı kiraladığınızda ayrıca elektrik ve su parası da ödemiyorsunuz.

Bir de öğrendim ki Datça ve Marmaris’te sürekli yaşayanlar bile bu apartlarda kalıyorlar. Bizimkinde yoktu ama çamaşır ve bulaşık makineli olanlar daireler de var.

Fiyatlara gelince:

Yaz sezonunda tahmin edersiniz ki fiyatlar normalin üzerinde. Günlük 100 TL olarak hesaplayabilirsiniz. Bu da ayda 3.000 TL eder. Ancak kişibaşı olmadığı için, birlikte gittiğiniz kişilerle kirayı paylaşabilirsiniz. Mesela arkadaşlarla gidip, iki odalı bir yer tutup masrafları paylaştığınızda normal bir tatilden daha hesaplı oluyor. Ayrıca dışarıda yemek masrafından da kurtulmuş oluyorsunuz.

Benim için en önemli kısmı burası: Bu yerlere sezon dışında gitmek.

Sezon dışı aylarda Marmaris’te büyük, çamaşır makineli bir dairenin aylık ücreti 400 TL. Bazı yerler de 500 TL. Yani uzun süre kalmak için çok uygun.

Datça’da da hemen hemen benzer fiyatlar var. Burası Marmaris’ten daha küçük bir yer olduğu için 350 TL.’ye çok rahat kalınabilir. Faturaların hariç olduğu bir yerde kalırsanız da elektrik 30 TL, su 15- 20 TL. gibi geliyormuş. Tabii kişi sayısınd ve kullanıma göre değişir.

İklim ve çevre

Datça’nın özel havasından bahsetmeden geçemeyeceğim. İstanbul ve Antalya’da nemden ölürken, Datça’da böyle bir şeyden eser yok. Çok fazla rüzgar alan bir yer olduğu için Ağustos ayında bile serin serin esiyor, hatta öğlen saatleri hariç klimaya bile gerek olmayabiliyor.

Denizi de yine Antalya’nın sıcaklığına göre oldukça serin. Girerken bayağı üşütüyor.

Kışlarını da sordum. Datça çok rüzgar aldığı için kışın biraz soğuk oluyormuş. Ama Marmaris daha içeride olduğundan hava biraz daha yumuşakmış. Yani sonbahar için Datça, kış aylarında da Marmaris ideal yerler gibi görünüyor. Hiç nem olmamasına da bir kez daha dikkatinizi çekmek istiyorum ☺

Datça’nın üç tane de plajı var. Tam merkezdeki plaj kum, iki yandaki plajlar ise küçük çakıl taşlarından. Her yer sadece bir kaç adım mesafede olduğu için bu plajlar arasında gidip gelmek hiç zor değil.

Bir de Datça yarımadasında bir sürü güzel koy ve görülecek bir çok yer var. Knidos, Selimiye, Palamutbükü, Mesudiye şu an hatırladığım bir kaçı. Sonraki gidişimde bir gün ayırıp bu koyları da gezmek istiyorum.

İşte Datça maceramız böyle. Uzun süre kalmak için kesinlikle deneyeceğim yerlerden biri. Bu konularda sorularınız ve merak ettikleriniz olursa lütfen yorumlar kısmına yazın.

Eğer değişik bir şehirde yaşıyorsanız ve oradaki yaşam maliyetlerini bana göndermek isterseniz, memnuniyetle burada yayınlarım. Böylece ufak bir rehber de oluşturabiliriz. Ne dersiniz?

Yorumlar