MENÜ
Elveda Ofis > Blog > İş Konuları > Sana en uygun iş modeli hangisi?
May 31

Sana en uygun iş modeli hangisi?

Özlem Yetiş

is_modeli_elvedaofis

Fotoğraf henningbulka

Gerek siteye gelen yorumlar, gerekse bana doğrudan gönderilen mesajlar sonucunda bu yazıyı yazmaya karar verdim. Yapılabilecek işlerden daha önceki yazılarda bahsettim, bundan sonra bahsetmeye ve deneyimli kişilerden ayrıntıları almaya devam edeceğim.

İşlerin yanı sıra iş modeli de önemli. Aşağıda bu hayata uygun olan ve benim şu anda uygulamakta olduğum iş modellerini bulabilirsin:

1 – Maaşlı eleman olmak

Bu başlığı görünce sakın şaşırma. Henüz çok yaygın olmasa da uzaktan çalışma fikrini benimsemiş firmalar da var. Burada asıl can alıcı nokta senin firmaya kendini iyi anlatman ve güvenini kazanman.

Yeni bir iş bulmadan veya kendi işini kurmaya kalkışmadan önce şu anda çalıştığın firmaya böyle bir teklif götürebilirsin. Yaptığın işin tanımı da buna uygunsa, uzaktan (veya evden veya herhangi bir yerden) çalışmaman için sebep yok.

Yurtdışında işinden ayrılmadan, hala maaşlı bir eleman olarak, başka bir ülkeye taşınıp oradan çalışanlar var. Bu kişiler tasarım, yazarlık gibi işlerin yanı sıra satış ve tele marketing de yapabiliyorlar.

Bana gelirsek: Bir fuar firması ile çalıştığımı daha önceki yazılarımda söylemiştim. Ofis işimden ayrıldıktan sonra bu firma ile anlaştım ve yurtdışı satış direktörü olarak çalışmaya başladım. Firma yurtdışı merkezli olduğu için faturalı ve sözleşmeli çalışmamdan ziyade maaşlı ve sigortalı elemanları olarak çalışmamı istedi. Ayrıca başka işler yapmamı veya başka bir şehirde yaşamamı sorun etmedi. Benim için de çok iyi oldu, çünkü bir yandan sigortam da ödeniyor. İdeal bir durum oluştu.

Burada yaptığım iş de az değil. Türkiye’deki üç fuarın yurtdışı satışını yapıyorum, aynı zamanda firmanın Almanya’daki merkezinin Türkiye temsilcisi olarak Almanya’daki fuarları Türk firmalara satıyorum. Bu işlerin pazarlama ve operasyon planlarını da ben oluşturuyorum. Bir departman yöneticisi konumundayım ve bunu Antalya’dan yürütüyorum. Gerektiği zaman bir iki günlüğüne İstanbul’a gidiyorum, işim bitince de geri geliyorum.

Firmanın beni aramasının ve işe almasının en temel nedeni, ilk işe başladığım tarihten itibaren beni tanıyor olmalarıydı. Yani onlar için güvenilir biriydim, yaptığım iş için başka bir garanti vermeme gerek kalmadı. Sen de bu şekilde yaptığın işe güveniyorsan ve karşıdaki firmaya anlatabiliyorsan, firmanın da yenilikçi bir yapısı varsa, bu iş modeli hem istediğin hayatı yaşamanı, hem de sigortalı, garantili işinden ayrılmamanı sağlayacaktır.

2 – Sözleşmeli çalışmak

Bu seçenek yine garantili çalışma yollarından biri. Sürekli “Acaba bu ay ne kadar iş gelecek?” sorusundan ve stresten kurtulmak için ideal bir çözüm.

Gelir hedefini belirleyip, saatlerini ayarladıktan sonra kaç firma ile sözleşmeli olarak çalışma potansiyelin olduğunu görebilirsin. Tabii şimdi soru şu olacak: “Sözleşmeli çalışacak firmayı nereden bulacağım?”. Yine aynı yanıt: Kendini iyi ifade edeceksin, yaptığın işi iyi anlatacaksın ve en önemlisi karşındaki firmaya ısrarla tercihinin sözleşmeli çalışmak olduğunu söyleyeceksin.

İş alırken, kendi tercihine göre hareket edersen, istediğin gibi çalışmak daha kolay olacaktır. Yani ne iş gelirse yaparım gibi değil de, ben şu şu işleri şu şu şekilde yapacağım diye başlarsan, kendine güvenin artacak ve firmalar da bunu hissedecektir.

Ben şu anda iki firmayla sözleşmeli olarak çalışıyorum. İkisi de sosyal medya ile ilgili işler. Yaptıklarım metin yazımını, düzeltmeleri ve yeni içerik oluşturmayı içeriyor. Aylık ücret üzerinden anlaştığım için genelde freelance çalışanların yaşadığı “bu ay ne kadar kazanacağım?” stresi oldukça azalıyor.

3 – Tamamen serbest çalışmak

Üçüncü seçenek, hepsi içinde en az sürekli gelir garantisi olanı. Genelde freelance çalışma denince akla bu geliyor. Yani tek tek işler almak, yapılan iş kalemine göre teklif vermek ve her iş için ayrı fatura kesmek.

Bence freelance çalışmaya geçmeye korkanların veya çekinenlerin aklına ilk gelen model bu olduğu için bu korkuları yaşıyorlar. Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi hem kendi istediğin gibi çalışıp hem de gelirini garanti altına almanın değişik yolları var.

Benim kullandığım üç yöntemden biri de hey ay bir kaç tane bağımsız iş yapmak. Bazı firmalar sözleşmeli çalışmayı tercih etmez, çünkü sürekli yaptıracak işleri yoktur. Bir ay çok iş gönderirken, sonraki ay hiç iş vermezler. Bu durumda tabii tek tek her bir iş için ayrı fiyatlandırma yapman gerekir.

Garantili gelirin yanında bu tip sürpriz işler almak da bayağı keyifli oluyor doğrusu. Bir sabah bilgisayarı açıp da bana iş gönderen bir firmayı görmek ve o ay daha fazla para kazanacağımı bilmek güzel :)

Bunu başarmanın yolu yine yaptığın işi çok iyi yapmaktan geçiyor. Çünkü serbest çalışınca, herhangi bir sözleşmen de yoksa, müşteriyi bağlamak zor. Bir ay seninle çalışırken, başka bir ay daha iyi olduğunu düşündükleri biriyle çalışmaya başlama şansları var. Bunu önlemek ancak işlerini iyi yapmak, zamanında teslim etmek ve müşterinin beklentisinin bir, hatta bir kaç adım ötesine geçip her seferinde onları şaşırtmakla olabilir.

Eğer böyle çalışıyorsan, fiyat konusu müşteri için çok önemli olmayacaktır. Yani işi almak için piyasadaki en ucuz kişi olmana gerek yok.


Kendi işini kurmak, ya da kendi istediğin gibi çalışmakla ilgili söylenecek çok şey var. Herkesin becerisi, tecrübesi ve istekleri farklı. İsteklerini ve seni mutlu edecek tarzı bulursan, çalışmak çok zevkli bir hale gelecektir.

Yukarıdakiler dışında kullandığın alternatif yollar mı var? Yorumlar kısmında bizimle paylaşırsan seviniriz.

Yeni müşteri bulmak ile ilgili yardımcı olacağını düşündüğüm diğer yazılarım:

Networking ile ilgili: Yeni Bir Yerde Çevre Edinmek

Müşteri bulmakla ilgili: Hangi İşleri Yapıyoruz ve Nasıl Müşteri Buluyoruz

Yorumlar